MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın, 31.07.2009 tarihinde başka bir araca çarparak hasara uğradığını, hasar bedelinin davalı kasko sigorta şirketinden istenildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilinin tazminat talebinin, aracın kiralandığı iddiası ile reddedildiğini belirterek 10.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili ise, davacıya ait aracın rent a car olarak kiralandığı sırada oluşan zararların teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, “… 07.09.2007 günlü kazaya ilişkin hasar dosyası istenerek, önceki kazaların değerlendirilip araçtaki değer düşüklüğünün sağlıklı olarak belirlenmesi açısından ek rapor alınmasına karar verilmiş ve davacı vekiline inceleme için bilirkişi ücretini yatırması için 20 gün kesin süre verilmiştir. Verilen kesin sürede mazeretsiz olarak bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Davacı vekilinin, kendisine verilen kesin mehle rağmen bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle değer kaybı ve tazminat miktarı belirlenememiş ve dava ispat edilememiştir. Bu nedenle ince-
lenen tüm dosya kapsamı ve delillere nazaran davanın reddi gerekeceği…” gerekçesi ile HUMK.nun 163. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafından kesin süreye uyulmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mal Sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın idaresi dışında ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ.nin A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Medeni Kanun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında ve tüm dosya kapsamına göre, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ve davacı sigortalının doğru ihbar (beyan) mükellefiyetine uymadığını ispat külfeti bunu iddia
eden davalı sigorta şirketinde bulunmaktadır. Bu durumda; mahkemece, davalı sigorta şirketine, sigortalı aracın kiralandığına ve kiralık araç olarak kullanımı sırasında kazanın meydana geldiğine, davacı sigortalının doğru ihbar (beyan) mükellefiyetine uymadığına ilişkin iddiasını ispat etmesi ve bu konudaki delillerini ibraz etmesi için ispat imkanı verilmeli, davalı sigorta şirketi tarafından bildirilen deliller toplanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükü kendisinde olmayan davacı tarafa kesin süre verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda, açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy