MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı adına trafik sigorta poliçesi düzenlenen aracın başka araç ile kaza yaptığını meydana gelen bu kazanın oluşumunda davalı tarafın işleteni olduğu aracın sürücüsü alkollü araç kullandığı için % 100 kusurlu olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından icra takibi yapıldığını davalı tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiği ve takibin durduğunu beyanla davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda sadece müvekkiline ait aracı kullanan sürücünün kusurlu olmadığını, diğer araç sürücüsünün % 40 oranında kusurlu olduğunu, müvekkili şirket ile davacı ... arasında akdedilen zorunlu mali mesuliyet sigortasına göre müvekkili şirketin aracının 3.şahıslara verdiği zararı davacı şirketin ödemekle yükümlü olduğunu, davacının ödemiş olduğu tazminatı ancak müvekkile kusuru oranında rücu edebileceğini,yaptıkları itirazın yerinde olduğunu ödenen hasarın tamamının müvekkile rücu edilmesinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulü ile davalı borçlunun Beyoğlu 4. İcra Müdürlüğünün 2011/4762 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı...Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; trafik sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın, itirazın iptali şeklinde istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.Ayrıca, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici
maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, mahkemece hasar bedelinin tespiti ve alkolün kazaya etkisi yönünden bilirkişilerden ayrı ayrı rapor alınmış olup kusur yönünden rapor alınmamıştır. Alkolün kazaya etkisi yönünden alınan raporda ise alkolün kazaya etkisi belirtilmiş ise de kaza tespit tutanağına göre, davalı taraf sürücüsünün %60 kusurlu bulunmasına, karşı araç sürücüsünün %40 kusurlu olduğunun belirtilmesine göre alkolün kazaya münhasıran etkisi raporda irdelenmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, sürücünün alkol aldığı kabul edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı üzerinde durulmalı, içinde nörolog doktorun ve dosyada kusur raporu alınmadığından trafik bilirkişisinin
bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne geri verilmesine 11.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy