MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın park halinde bulunduğu yerden çalındığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL. nın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.11.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 16.000,00 TL. na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, davanın husumet ve esas yönünden reddini, ıslah edilen kısım yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulüyle 16.000,00 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat talepleri sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayanmakta olup, bu davalar 6762 S.TTK.nun 1268.maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. (6102 S.TTK.md.1420) Bu düzenleme Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9.maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. 6762 S.TTK.nun 1292 ve 1299.maddeleri (6102 S.TTK.md 1446 ve 1427) hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin başlangıcı alacağın muaccel olduğu gün yani sigortalının rizi-
konun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür.
Buna göre, 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesinde geçen "maddi tazminat talepleri" kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki maddi tazminat isteminin ilişkilendirilmesi mümkün olmadığı gibi, haksız eylemin özel bir türü olarak düzenlenen KTK.nun 109/2 maddesindeki yaralamadan veya ölümden dolayı zarar gören 3.kişilerin alacak hakkı yönünden açılacak davalarda, haksız eylem aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından suç oluşturmakta ve yasa daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmekte ise uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir ise de kasko sigorta sözleşmesine dayalı eldeki davaya konu tazminat istemi bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, bu davada uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmayacağı açıktır.
Yukarıdaki açıklanan ilkeler karşısında somut olaya baktığımızda; dava konusu riziko 19.6.2008 tarihinde meydana gelmiş olup, zamanaşımı süresinin bitiş tarihi olan 25.6.2010 tarihinden sonra davacı vekili 27.11.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarını 3.000,00 TL'den 16.000,00 TL'ye yükseltilmiş, davalı vekili bu talebe karşı yasal süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
O halde; dosya içeriğine göre zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin bulunmadığı da gözetildiğinde, mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def'i dikkate alınarak ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle red kararı vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 1.7.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.