(818 S. K. m. 43) (6762 S. K. m. 1301) (6102 S. K. m. 1472) (6098 S. K. m. 51)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda: kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın kusurlu olarak müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek, 11.250,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, sigortalı aracın uğradığı kaza sebebiyle talep üzerine ve ücretsiz olarak aracı kurtarmak için yardım edilirken müvekkiline ait aracın karlı ve buzlu zeminde kayarak 2. hasara neden olduğunu, olayda davalı tarafın kusurunun bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: davalıların (2.hasar nedeniyle) sorumlu oldukları 8.437,50 TL. zarar bedelinden B.K.nun 43. maddesi gereğince %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak belirlenen 6.750,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş: hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, T.T.K.nın 1301. maddesine (6102 Sayılı T.T.K.nın 1472/1.md.) göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Kusur durumu sorumluluğun kapsamını belirlemede etkin ise de hakkaniyet onunla birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. B.K.nun 43/1 maddesinin (6098 Sayılı B.K.nun 51.vd.) hükmüne göre, hakim tazminatın suretini ve derecesini tayin etmekle görevli olup, bunu yaparken hal ve mevkiin icabını göz önünde tutması gerekmektedir. Bundaki amaç olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Somut olayda: sigortalı araç karlı havada şarampole düşerek hasara uğramış olup, bu kaza nedeniyle, aracın bulunduğu yerden kurtarılması için davalı tarafından talep üzerine, hatıra binaen ve ücretsiz olarak yardım edilirken davalıya ait araç karlı ve buzlu zeminde kayarak sigortalı araçta 2. bir hasara neden olmuştur.
O halde, rücuen ödettirilecek tazminat kapsamı belirlenirken davalının içinde bulunduğu bu durumun göz önünde tutulması gerekir. Olayda, kusurun varlığı kabul edilse de, davalı yaptığı hizmetin karşılığında bir ücret almamaktadır. Bu durumda rücuen ödettirilecek tazminatın kapsamı belirlenirken hakkaniyet gereği belirtilen hal ve mevkii gözetilip onun icabı olarak belirlenen tazminat miktarından daha yüksek oranda bir indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde düşük oranda indirim yapılması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalılara iadesine 24.06.2013 gününde Üye E. S. B.'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
21.12.2008 olay tarihinde, davacıya kasko sigortalı olup kar yağışı sebebiyle şarampole düşen 01 RP 247 plakalı araç sürücüsünün, aracın çıkarılması için iş makinası sürücü ve işleteni olan davalardan yardım istediği, davalıların herhangi bir ücret almaksızın hatır karşılığı davacıya kaşkolü aracı şarampolden iş makinasıyla çıkarırken iş makinasının da kayması ve sigortalı araca çarpması sonucu sigortalı araçta hasar meydana geldiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Araçtaki hasar bedelinin 5.3.2009 tarihinde sigortalısına ödeyen davacı T.T.K.1301. maddesi gereğince hasara neden olan davalılardan zararın rücuen tahsilini talep etmiş.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüyle 6.750,00 TL'nin 5.3.2009 ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, .. karar verilmiş,
Davalılar vekilinin vaki temyizi üzerine karar sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda ...davalı yaptığı hizmetin karşılığında bir ücret almadığından hakkaniyet gereği B.K.43. maddesi gereğince hükmolunan tazminattan daha yüksek oranda indirim yapılması gerektiği... gerekçesiyle bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Açıklanan oluşa göre sigortalanan araç yoğun kar yağışı sebebiyle şarampole düşmüş olup aracın çıkarılması için davalılarla davacı sigortalısı arasında hizmet sözleşmesi akdedilmiştir.
Dava dışı sigortalının, aracının davalılarca çekilmesi hususunda kendi rıza ve muvafakatinin bulunduğunda kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Aksi iddia ve ispat edilmediğine göre somut olayda hizmet sözleşmesinin sigortalının rıza ve muvafakatıyla yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu sebeple de davalı, aşağıda değinilen mülga T.T.K.1278. maddesi anlamında sigortalının fiillerinden sorumlu bulunduğu kişi durumundadır.
Mülga T.T.K.nun Sigorta Ettirenle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru başlıklı 1278. maddesi aynen mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazminle mükelleftir. Fakat hiç bir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz hükmünü taşımaktadır.
Somut olay bakımından değerlendirildiğinden bu hüküm sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarlarında sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte, ancak tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalıyla davacı şirket arasındaki sözleşmede tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir.
Öte yandan Kara Taşıtları Kasko Sigortalı Genel Şartlarının Teminat Dışında Kalan Zararlar başlıklı A.5.-6 maddesi de sadece sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlarla sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması sebebiyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş, teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır.
Yukarıda açıklanan oluşa göre dava dışı sigortalının hizmet sözleşmesiyle şarampolden çıkarılmak üzere davalılarla akdettiği sözleşme gereğince, davalıların sözleşme sınırları içinde şarampolden dava dışı sigortalıya ait aracın çıkarılması sırasında kazaya uğrayarak sigortalı aracın hasar görmesiyle sonuçlanan süreçte dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalıların T.T.K.1278. maddesi anlamında kasti davranışından söz edilmesine hukuken imkan yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6. maddesi belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerinde somut olayda söz konusu olmadığı açıktır.
Kasko Sigortasında sigorta ettirenin oluruyla hareket eden, sigortalı aracın şarampolden çıkarılması esnasında hasarına sebebiyet veren davalıların eylemini, sigorta ettirenin dışında mütalaa etmek ve davalıları üçüncü kişi olarak kabul etmek olanağı yoktur.
Bu halde, davacı sigortacının sigortalı araçta oluşan hasar sebebiyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatın davalılara rücu etmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. (HGK'nin 9.4.2008 gün ve 2008/17-299 Esas 302 Karar sayılı, Y.11. HD'nin 10.5.2001 gün ve 1960-4102 sayılı, Y.11.HD'NİN 3.6.2002 gün ve 1918-5615 sayılı, Y.11 H.D'nin 6.4.2006 gün ve 2005/3678-3619 sayılı, Y.11 H.D'nin 30.11.2006 gün ve 12444-12592 Sayılı kararları)
Açıklanan sebeplerle yerel mahkeme kararının davanın reddine karar verilmek üzere bozulması gerekirken yazılı gerekçeyle BOZULMASINA dair sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy