MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... Yemek Üretim Tesisleri ...ve Tic.Ltd.Şti.'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla şirket müdürü davalı ... tarafından davalı ... lehine düzenlenen 26.6.2007 tanzim 31.8.2007-31.10.2007-30.3.2008-30.7.2008 ve 30.9.2008 vadeli toplam 1.000.000,00 TL bonaya kefil olduğunu, davalı ... lehine davalı borçlu şirketin kefil sıfatıyla imzaladığı bonolar ile bu bonolara istinaden davalı ... tarafından davalı şirket aleyhine yapılan Fatih 1.İcra Müdürlüğünün 2008/11291 sayılı takip dosyasının muvazaalı olduğunu,borçlu şirketin konusuna girmeyen hususlarda yetki sınırları aşılarak düzenlenen senetlerdeki kefaleten yapılan borçlanma tasarrufunun ve bu borç nedeniyle yapılan tahsil işlemlerinin tespiti ile bu yöndeki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket ile ... savunma yapmamıştır.
Davalı ... vekili,borçlular ile arasındaki borç ilişkisinin ve bu ilişkiye istinaden alınan senetlerin geçerli ve gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacının, kefaletin tümüyle geçersiz olduğunu ileri süremeyeceği, kendi alacak miktarı kadar kısmının muvazaalı olduğu iddiasında bulanabileceği,iptali istenen senetlerin düzenleme tarihi ile takip tarihleri ile davacının alacağına konu çeklerin düzenleme ve takip tarihleri nazara alındığında davacının alacağının tasarruf işleminden sonra olduğu,davacı tarafça kesin süre içerisinde kat'i aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, eski hale getirme talebini de kapsar şekilde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin eski hale getirme talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 95 ve devamı maddeleri gereğince yerinde görüldüğünden hükmün temyizen incelenmesi gerekmiştir.
1- Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.Bu tür davaların dinlenebilmesi için;borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmesi,davacı alacağının gerçek olması ,borçlu hakkında düzenlenmiş geçici(İİK 105.madde ) veya kati aciz belgesi (İİK 143.madde) sunulması ve iptali istenen tasarrufun davacının takip konusu alacağından daha sonra yapılmış olması gereklidir.Yani davacının alacağının, iptali istenen tasarruftan önce doğması gerekir. Bu dört şart gerçekleştiği takdirde dava konusu tasarrufun İİK 278,279,280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi, davanın kabulü halinde de dava konusu tasarrufun davacının takip konusu alacak fer'ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olayda davalı borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği,davacı alacağının gerçek olduğu,icra dosyası içeriğinden de davalı borçlunun aciz halinde olduğu anlaşılmaktadır.Yani davanın dinlenebilmesi yönünden üç koşulun gerçekleştiği anlaşıldığından mahkemenin davanın red sebebi olarak gösterdiği; ”davacının, kefaletin tümüyle geçersiz olduğunu ileri süremeyeceği,kendi alacak miktarı kadar kısmının muvazaalı olduğu iddiasında bulanabileceği, davacı tarafça kesin süre içerisinde kat'i aciz belgesi sunulmadığı gerekçesi” bu yönden isabetli görülmemiştir. Ancak somut olayda davacı alacağının 31.10.2008 keşide tarihli çek ile doğduğu ve borcun takip konusu çekten önce doğduğunun da davacı tarafından iddia ve ispatlanamadığı; iptali istenen tasarrufun ise 26.6.2007
tanzim tarihli senetlerle yapıldığı anlaşıldığından dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bu yöndeki delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, dava şartı olan “iptali istenen tasarrufun, takip konusu borçtan önce yapılmış olması”nedeniyle reddedildiğinden davalı ... lehine AAÜT'nin 7.maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 4.bendindeki “5.005,00 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.100,00 TL maktu “ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy