(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280, 282, 283)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı borçlu Beslen Unlu Mamülleri Gıda San ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 12.1.2009 tarihinde davalı Y. D.'e, onun da 17.7.2009 tarihinde davalılar H. K. ve H. K.'a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline, davalı 4.kişiler H. ve H.'in kötüniyetli oldukları anlaşılamadığı takdirde davalı Y. D.'in tazminatla sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu savunma yapmamıştır.
Davalı Y. D. vekili, aciz belgesi sunulmadığını, dava konusu taşınmazın tamamının ipotekle birlikte 1.100.000,00 TL bedelle alınıp 1.400.000,00 TL bedelle satıldığını, satış bedelinin 957.000,00 TL'sinin banka aracılığıyla müvekkilinin eşi tarafından ödendiğini, alım-satımın emlakçı aracılığıyla yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar H. Karaoğlan ve H. K. vekili, müvekkillerinin iyiniyetli 4.kişi olduklarını, taşınmazın tamamını 1.400.000,00 TL bedelle aldıklarını satış bedelinin 750.000,00 TL sının satış anında elden, bakiye 650.000 TL karşılığı olarak da davalı Y.'ini eşine altı daire verilmek suretiyle ödendiğini, davadan önce davalı borçlu hakkında tahliye ve kira alacağına istinaden icra takipleri yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı Maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİKnın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davalı borçlu ile 3.kişi davalı Y. arasındaki 12.1.2009 tarihli tasarruf yönünden dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
7.2.2011 tarihli bilirkişi raporundan dava konusu taşınmazın üç bodrum, zemin kat ve dört normal katlı ve çekme katlı 1500 m2 kullanım alanlı iş hanı olduğu ve davalı borçlunun bu taşınmazı ticaret sicil merkezi olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Davalı borçlunun ticaret sicil merkezi olarak kullandığı 1500m2 kullanım alanlı taşınmazını satmış olmasının İİK 280/3-son kapsamında ticari işletme devri mahiyetinde olup olmadığının değerlendirilmemesi isabetli görülmemiştir.
Yine dava konusu taşınmazın 12.1.2009 tarihli birinci satıştan 16.12.2009 tarihine kadar davalı borçlu tarafından kullanıldığı, bu kullanımla ilgili 12.1.2009-17.7.2009 dönemine ilişkin borçlu ile davalı 3.kişi Y. arasında yapılmış bir kira sözleşmesi sunulmadığı, 17.7.2009 tarihli ikinci satıştan sonra davalı borçlu ile davalı 4.kişiler arasında 1.8.2009 tarihli kira sözleşmesi ile 11.9.2009 tarihli taşınmazın 1.12.2009 tarihinde boşaltılmasına ilişkin tahliye taahhüdü imzalandığı ve borçlu hakkında davalı 4.kişiler tarafından 10.12.2009 tarihinde Denizli 4.İcra Müdürlüğünün 2009/12524 sayılı takip dosyası ile 2009 yılı 8-9-10-11-12 aylara ilişkin kira bedeli için; 2009/12523 sayılı takip dosyası ile de taşınmazdan tahliyesi için takip yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın niteliği, kullanım amacı, getireceği kira gibi unsurlar gözönüne alındığında borçlunun sattığı taşınmazı 6 ay süre ile (12.1.2009-17.7.2009 arası) bedelsiz kullanmasının sebepleri ve amacı üzerinde durularak anılan taşınmazın satış tarihinden sonra ne kadar bir süre içinde tahliyesinin mümkün olduğu konusunda bilirkişiden alınacak rapor doğrultusunda tüm delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy