MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, olay tarihinde reşit olmadığından davalılardan baba ... ve anne ...’nın velayeti, denetim ve gözetimi altında bulunan ve sürücü belgesi bulunmayan davalı ...’in 13.09.2007 tarihinde kullandığı araçla, müvekkillerinin miras bırakanı olan ...’a çarpması sonucunda onun yaşamını yitirdiğini belirterek ölenin eşi olan davacı için 10.000,00 TL, ölenin çocukları olan diğer davacılar için de 8.000,00 er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 24.02.2010 tarihinde verilen ilk kararda, “…davanın kabulüne, ölenin eşi olan davacı ... için 10.000,00 TL, ölenin çocukları olan diğer 3 davacı için de 8.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline…” karar verilmiştir. Bu kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 14.09.2011 tarihli bozma kararında; “… uyuşmazlığın Aile Mahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Davaya
Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılmaması kararın bozulmasını gerektirmiştir. Bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve Aile Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam olunarak yine davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
BK.'nın 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı BK. md. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği, kusur oranları da gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, zenginleşme sonucunu doğuracak şekilde fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy