MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekilinin tevdi mahalli tayini talebinin reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili tarafından trafik sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın karıştığı kaza sonucu davalıların desteğinin vefat ettiğini, davalılar tarafından müvekkili şirket aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını, müvekkilinin davalıya ödeme yapmak istediğini ancak davalının ödemeyi kabul etmediğini ileri sürerek ödemenin yapılabilmesi için BK’nun 107. maddesi uyarınca tevdi mahalli tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tevdi mahalli tayinine ilişkin şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 382/d maddesinde, tevdi mahalli belirlenmesi talebi çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmış, 387. maddesinde ise çekişmesiz yargı işlerine yönelik "iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği" belirtilmiş olup istinaf mahkemeleri henüz faaliyete geçmemiştir. Aynı Kanunun geçici 3. maddesinde "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilerek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." düzenlemesi getirilmiştir. Bu durumda, 1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesi gereği ancak işin esasını çözümleyen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinden, temyiz hakkı bulunmayan davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 03.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy