MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı İçişleri Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava ile, davalı tarafa ait polis aracı sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının yaralandığını açıklayıp fazlaya dair haklarını saklı tutarak 341.381,75 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, 211.022,05 TL maddi ve 500 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı İçişleri Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi uyarınca; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Trafik kazası 04.06.2001 tarihinde meydana gelmiş olup dava ise zamanaşımı süresi dolduktan sonra 19.12.2006 tarihinde açılmıştır. Temyiz edenin sıfatına ve ileri sürdüğü zamanaşımı itirazına göre davanın davalı İçişleri Bakanlığı yönünden zamanaşımına uğradığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3-Bozma kapsamına göre davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı İçişleri Bakanlığı'nın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 0,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 4.11.2014 günü üye ... ve üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun, davacının işgücü kaybına ilişkin tazminat davacının KTK 109 maddesine göre zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Davacı 04.06.2001 günü meydana gelen kazada yaralanmış, yaralanma nedeniyle çeşitli tedavi görmüş, ameliyatlar geçirmiş bunlarla ilgili 23.06.2001 vs. (Birçok rapor var) raporlar düzenlenmiştir. Davacı uzunca süre göreve başlayamamıştır. Davacının 01.08.2003 tarihindeki yeni ameliyat geçirdiği, tedavisinede devam edildiği ve en son 12.02.2006 tarihli...Tıp Fakültesinin raporu ile çalışma gücü kaybı ile ilgili %42,4 malul kaldığını öğrenmiştir. Davayı ise öğrenmeden itibaren yaklaşık 10 ay sonra süresinde açmıştır. Hatta davacının maluliyet durumunu belirleyen 10.12.2010 günlü ATK raporunun son bölümünde davacıdaki bulguların hareket kısıtlılığında artma meydana getirme ihtimaline binaen yeniden maluliyet oranı belirlenebileceğinden de söz edilmiştir. Bu da davacıda yeniden gelişen bir durumun dahi ihtimal dahilinde olduğu açıklanmıştır.
Daire ve HGK uygulamalarına göre, zarar görenin zararı öğrenmesinden amaç zararın kapsamı ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, davayı ciddi ve objektif şekilde desteklemeye ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olmasıdır. Eğer zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bir durum ise zamanaşımı bu gelişme sona ermedikçe işlemeye başlama HGK 27.11.2002 tarih 2002/4-1022/1034 Sayılı kararında da açıklanan olaya bakıldığında da zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre, yerel mahkeme karının açılan davanın zamanaşımı süresi dolduğundan söz edilerek bozulması görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy