MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı aracın davacı müvekkili motosiklet sürücüsü ...’e çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığınu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini istemiş, 16/04/2014 tarihinde davasını ıslah etmiştir.
Davalı adına duruşma gün ve saatini bildirir çağrı kağıdı çıkartılmış, davalı duruşmalara katılmamış, davaya cevap da vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının ıslah ettiği davasının kabulü ile; 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 31/10/2012'den itibaren işleyecek yasal faiziyle 27.696,89 TL'nin ıslah tarihi olan 16/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (poliçe limitiyle sınırlı olarak) davalı ...den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt
../...
- 2 -
2014/17621
2017/1220
faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı ... şirketi ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı ... şirketi bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Bu itibarla, sigorta şirketlerine başvuru yapılması veya dava açılmasıyla; kaza, davalı ... şirketlerine ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı ... şirketi, hükmolunan tüm tazminat yönünden dava tarihinde temerrüde düştüğünden, kabul edilen tüm tutara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslahla artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiş, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “10.000,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “37.696,89 TL” ibaresinin eklenmesine, aynı bentteki “27.696,89 TL'nin ıslah tarihi olan 16/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.2.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.