(2918 S. K. m. 109) (5237 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazların reddine dair verilen karar süresi içinde davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davacının desteği Hasan Özsoy idaresinde bulunan araçla yaptığı tek taraflı kaza sonucu vefat ettiğini, davalı sigorta şirketinin aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL. maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 91.575,22 TL. olarak arttırmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacı desteğinin aracın sürücüsü ve işleteni olduğunu, kazaya kendi kusuru ile neden olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının üçüncü kişilerin zararlarını karşıladığını, davacının talebinin ZMSS kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sigorta tahkim komisyonu Hakem heyeti tarafından toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; talebin kabulü ile 91.575,22 TL. maddi tazminatın sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş, sigorta şirketi vekili tarafından yapılan itiraz üzerine Sigorta tahkim komisyonu itiraz hakem heyeti tarafından itirazların reddine dair verilen karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına ve aşağıda dökümü yazılı 6.230,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 04.11.2014 gününde üye E.S.Baydar'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, karar verildi.
KARŞI OY
Davacının desteği Hasan Özsoy'un 29.11.2009 tarihinde yönetimindeki araçla kaza yapması ve vefat etmesi üzerine davacı tarafından aracın ZMSS'i olan davalı aleyhinde Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nde destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmış,
Davalı vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda davalının zamanaşımı def'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiş,
Karara davalı tarafından İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda itirazın reddine karar verilmiş,
Bu kez itirazın reddi kararı aleyhine davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine sayın çoğunluğun "Davanın uzamış ceza zamanaşımına tabi bulunduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği," gerekçesini içeren görüşü doğrultusunda itirazın reddine ilişkin İtiraz Hakem Heyeti Kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun, onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Eldeki tazminat davasının yasal dayanağı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası olup;
Yasanın 109/1 maddesi "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar."
Yasanın 109/2 maddesi "dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörmüş bulunursa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmünü içermektedir.
Yasanın 109/2 maddesi hükmü içeriğinden de açıkça anlaşıldığı üzere uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanabilmesi için;
a-Tazminat istemine konu fiilin Türk Ceza Kanunu veya Özel Ceza Yasaları hükümlerine göre cezayı gerektirmesi,
b-Bu fiil için ceza yasasında daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmesi gerekir.
Somut olayda, davacı desteği olan Hasan Özsoy'un 29.11.2009 tarihinde davalıya ZMSS'li aracı kullanmakta iken gerçekleştirdiği kaza sonucu vefat etmiştir.
Görüldüğü üzere tazminata konu eylem davacıların desteğinin dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanma sonucu tamamen kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet verme şeklinde gerçekleşmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 2.maddesinde "1-Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı, 2-İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamayacağı, 3-Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasından kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı" öngörülmüştür.
Anılan yasa hükmü aynı zamanda ceza hukukunun temel ilkelerinden olan "suçta ve cezada kanunilik ilkesi" olarak da adlandırılmaktadır.
Desteğin "dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu tamamen kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet vermek" ten ibaret eylemi, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Özel Ceza Yasalarında suç olarak tanımlanmış bir eylem değildir. Desteğin eyleminin karşılığı ceza yasalarında düzenlenmemiştir. Mer'i 5237 sayılı TCK.2 maddesi açık hükmüne göre davacı desteğinin eylemi suç teşkil etmediğinden eldeki tazminat davasında 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde öngörülen uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanması mümkün değildir.
Bu halde uyuşmazlıkta 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımının uygulanması gerekir.
Zararlandırıcı eylem 29.11.2009 tarihinde gerçekleşmiş, dava iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 03.12.2013 tarihinde açılmıştır. Davalının zamanaşımı def'i üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince zamanaşımı def'inin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiş olup açıklanan gerekçeler karşısında Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti Kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazının reddiyle kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy