MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak dava konularından 1022 parsel ... nolu bağımsız bölümü ....02.2009 tarihinde, 129 nolu parseli ....02.2009 davalı ...'ye, 888 nolu parseli ....02.2009 tarihinde davalı ...'e devrettiğinden bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin borçlu ile uzun zamandır görüşmediğini mali durumu hakkında bilgi sahibi olmadığını, sadece ölen eşinin yakını olduğunu ve tapuya güven ilkesi gereğince alındığını haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin borçluyu tanımadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu ..., duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların ....02.2009 ve ....02.2009 tarihinde satıldığı, borcun bu tarihlerden sonra doğduğu, davalı ...'nin her ne kadar borçlunun kardeşinin olsa da taşınmazları diğer hissedarların hisseleri ile birlikte aldığı, diğer davalı ...'in eşinin satıcı vekili olan ... hesabına parayı yatırdığı, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile hareket edildiğinin ispatlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
... ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri ... yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/...). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.........1987 Tarih, 1987/...-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olayda, dava dayanağı takip konusu alacak ....09.2007 tarihinde tanzim edilen bonodan kaynaklanmış, tasarruflar ise bu tarihten sonra ....02.2009 ve ....02.2009 tarihinde gerçekleşmiştir. Borçlu adresinde 02.08.2009 tarihinde yapılan hacze ilişkin tutunak İİK'nun 105.madde kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olup dosya kapsamı ile borçlunun aciz hali sabittir.
Davalılardan üçüncü kişi ..., borçlunun ağabeyinin eşi olarak İİK'nun 278/...-... maddesi kapsamında yakın akrabalar arasındadır. Bu nedenle borçlu ile yaptığı tasarruf bağış niteliğinde olup iptale tabidir. Diğer davalı ... ise
borçlunun yengesi olan davalı ...'nin yeğeni olduğu, taşınmazları aynı gün satın aldıkları bu hali ile İİK'nun 280.madde kapsamında borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu gibi taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu da sabittir.
Bu durumda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerledirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine ........2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy