MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçluların kredi sözleşmesinden kaynaklı müvekkili bankaya kredili borçlu ve kefillik
nedeniyle borçlu olduklarını, banka alacağının tahsilini önlemek amacıyla çok sayıda taşınmaz ile araçlarını iki işgünü içerisinde devrettiklerini, alacaklarını .... kişilere temlik ettiklerini, ayrıca pasiflerini artırmak amacı ile muvazaalı ipotek tesis ettiklerini, alacağın tahsiline yönelik başlatılan ... takiplerine borçlular tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin davaların açıldığını, borçluların alacağı karşılayacak malvarlıklarının bulunmadığını iddia ederek, davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; kesinleşmiş ... takibi bulunmadığı ve davacı tarafından aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davaları basit yargılama usulüne göre görülüp hükme bağlanır (İİK 281/...) ve aynı zamanda duruşmalı incelenir. Hakim, yasada gösterilen belirli durumlar ayrık olmak üzere tarafların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için uygun şekilde davet etmeden hüküm veremez. Bu nedenle duruşma günü belirleyerek gün ve saatini bildirir davetiyenin taraflara yöntemine uygun şekilde tebliğini sağlar, taraf teşkili sağlandıktan sonra da öncelikle dava koşullarının varlığını resen inceler. Çünkü iptal davasının esasına girilmesi için dava koşullarının bulunması gerekir.
İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki ... takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu önkoşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin
değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde; davacı banka alacağının 2009, 2011, 2012 ve 2013 yıllarının çeşitli aylarında davalıların borçlu ve kefil olarak imzaladıkları birden ziyade genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, alacağın gerçek olduğu, iptali istenen tasarrufların, borcun nedeni olan genel kredi sözleşmelerinin imzalanmasından sonra yapıldığı, davanın süresinde açıldığı, borçlular hakkında yapılan takibe itiraz nedeniyle, davacı tarafından itirazın iptali davalarının açıldığı, takiplerin kesinleşmediği, bu durumda ortada kesinleşmiş bir ... takibi bulunmayacağından borçlu hakkında haciz uygulaması da istenemeyeceği, (İİK. md. 78) dolayısıyla geçici aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya tasarrufun iptali davası açma hakkı veren tutanak düzenlenemeyeceği (İİK.md.105) veya kesin aciz vesikası verilemeyeceği açıktır.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu kesinleşmiş ... takibi bulunmadığı ve davacı tarafından aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Davacı ...A.Ş.’nin dava konusu yaptığı ... .... ... Müdürlüğünün 2014/ 83 ve 2014/85 Esas sayılı takip dosyalarına davalı borçluların itiraz ettiği ve itiraz üzerine takiplerin durduğu, ... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/78 Esas ve ... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/84 Esas sayılı davaları ile davacı tarafından itirazın iptali davalarının açıldığı ve derdest oldukları anlaşıldığından, taraflara duruşma gününün tebliği ile iddia ve savunmalarının tespiti, bildirecekleri
delillerinin toplanması, dava koşulları yönünden; az yukarıda yazılı itirazın iptali davalarının sonucunun bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden ve duruşma açılmadan davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine ....03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.