MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, ihbara rağmen davalının zararı karşılamadığını belirterek şimdilik 20.000,00 TL.'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. 04.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini (faiz türünü ve faizin başlangıç tarihinin de düzeltilmesini isteyerek) 20.000,00 TL. Daha artırarak toplam 40.000,00 TL.'nin kaza tarihinden veya bu mümkün olmazsa 19.11.2012 temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili, olayda sürücü değişikliği yapıldığını, alkollü olan davacının oğlu ... aracın sürücüsü iken dava dışı ...'ın sürücü gösterildiğini, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını, ispat yükünün davacıya geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 40.000,00 TL.'nın, 20.000 TL'sinin dava tarihinden, bakiye 20.000,00 TL.'sinin 04.06.2014 ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından faiz oranı ve faizin başlangıç tarihi yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortalı poliçesiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortacıdan tazmini istemine ilişkindir. Sigorta sözleşmesinden doğan alacağın muaccel olduğu en erken tarihi, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.1. Maddesine göre, hasar miktarına ilişkin belgelerin sigortacıya verilmesinden itibaren hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorunda olduğu 15 günün son günüdür.
Ayrıca bu tür davalarda taraflar arasındaki ilişki TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu türlü sözleşmeler, TTK'nun 3.4. maddeleri gereğince mutlak ticari işlerden olduğundan, davacı tacir olmasa da, davalı sigortacının tazminat ödeme borcu, ticari nitelikte bir borçtur. Bu nedenle davacı taraf, davalıdan ticari (avans) temerrüt faizi isteyebilir.
Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde şimdilik 20.000,00 TL.'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş; 04.06.2014 tarihli ıslah dilekçesinde talebini 20.000,00 TL. daha artırarak, toplam 40.000,00 TL.'nin kaza tarihinden itibaren bunun mümkün olmaması halinde 19.11.2012 temerrüt tarihinden işleyecek ticari (avans) faiziyle davalıdan tazminini istemiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesiyle, talebini, artırmış temerrüt tarihini ve faiz oranını değiştirmiştir.
Eksper raporuna göre, davacı sigortalı, rizikoyu 02.11.2012 tarihinde sigortacıya ihbar etmiştir. İhbar tarihine 15 gün ilave edildiğinde, davalının 17.11.2012 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmış ise de; davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak, davalının 19.11.2012 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Kabule göre de; davacı vekili, fazlaya ilişkin hakların saklı tutarak dava açmış olması nedeniyle alacağın tamamı bakımından en geç davanın açıldığı tarihte davalı sigortalı temerrüde düşmüş olacağından, 40.000,00 TL.'nin dava tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline tarar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi ıslahla artırılan 20.000,00 TL. yönünden ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi de doğru değildir.
Bu durumda mahkemece 40.000,00 TL. alacağın 19.11.2012 temerrüt tarihinden işleyecek ticari (avans) faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, ıslah yapılmamış gibi yazılı olduğu biçimde 20.000,00 TL.'nin dava tarihinden, 20.000,00 TL.'nin ıslah tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi doğru değil, bozma sebebi ise de; bu hususlardaki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nın geçici 3.maddesi delaletiyle mülga 1086 Sayılı HUMK(nun 438/7. maddesi hükmü uyarınca, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. ve 3. bentlerinde yazılı "40.000,00 TL.'nin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, hüküm altına alınan alacağın 20.000,00 TL.'sının 17.12.2012 dava tarihinden, 20.000,00 TL.'sının 04.06.2014 ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle yürütülmesine" tümcelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve yerine "40.000,00 TL. alacağın 19.11.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline" tümcesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy