MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacı ... ve ...'nın çocuğu, davacı ...'in kardeşi olan ... ...'ın idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kazada, ...'nın ve kardeşi ... ...'in öldüğünü, iki çocuklarını kaybeden davacı anne babanın ölenlerin desteğinden yoksun kaldıklarını, ölenin yakını olan davacılar ile kaza anında araç içinde yolcu olarak bulunan davacıların manevi zarara uğradıklarını, davalı ... ... A.Ş'nin desteğin sürücüsü olduğu aracın trafik sigortacısı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı ... şirketleri poliçe limitleriyle sınırlı sorumlu olmak kaydıyla, davacı ... ve ... için ....000,00'er TL. destekten yoksun kalma tazminatı ile 200.000,00'er TL. manevi tazminatın, davacı ... için 50.000,00 TL. manevi tazminatın, diğer davacılar için ....000,00'er TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili, desteğin idaresindeki aracın trafik sigortacısı olduklarını, kazada davacılar desteği sürücünün .../... oranında asli kusurlu olduğunu, bu nedenle davacıların destek tazminatı talep haklarının bulunmadığını, yasal sorumlulukları olmadığı halde iyiniyet çerçevesinde davacı anne ...'ya ....738,09 TL. ve davacı baba ...'ya ....828,69 TL. ödeme yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili, davacıların desteği olan sürücünün, kazada tam kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusuru olmadığından tazminat sorumlulukları bulunmadığını, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu, davadan önce yapılmış başvuru olmadığından temerrüde düşürülmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Nakl. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili, kazada davacılar desteği sürücünün ağır kusurlu olduğunu ve bu kusurun illiyet bağını kestiğini, davalıların zarardan sorumlu olmadığını, talep edilen manevi tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacı anne ... için ....875,04 TL. ve davacı baba ... için ....525,09 TL. destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ve .... Nakl. Ltd. Şti'den tahsiline, bu miktarların tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... ...'dan dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davalı ... şirketlerince davacılara yapılmış ödeme varsa infazda dikkate alınmasına; davacı ... ve ... için ....500,00'er TL. ve diğer davacılar için ....000,00'er TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ... şirketleri dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı .... ... A.Ş. vekili, davalı ...Ş. vekili, davalı ... Nakl. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
...-Dava, ölümlü ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
....04.1992 gün .../... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi ... ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise, bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş,çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK'nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK'nun 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK'nun 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
...'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararının hüküm fıkrası birbiriyle uyumlu olması yanında kararın gerekçesiyle sonucu arasında da çelişki bulunmaması gereklidir. Yerel mahkemece, gerekçeli karar yazımı sırasında, davacıların maddi tazminat talepleriyle ilgili olarak alınan hesap bilirkişi raporunun bir bölümüne kararın gerekçe kısmında yer verilmiş; bu raporun son kısmında yer alan, "davacıların toplam ....400,... TL. maddi zararının tüm davalılardan müteselsilen tahsilinin gerektiği" ibaresi, kararın gerekçesine de konulmuş, raporun mahkemece denetlendiği belirtilmiş olmasına rağmen; kararın hüküm fıkrasında, davalı ... şirketlerinden sadece ... ... A.Ş. hakkında hüküm kurulmuş, davalı ...Ş. hakkında hüküm kurulmamış, bu suretle kararın gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararı, davalı ... yönünden davanın kabul edilip edilmediği konusunda, ifade olunan sebeplerle, infazda tereddüt uyandıracak mahiyette olduğu gibi çelişkili bir hal taşımaktadır. Bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/.... maddesine aykırılık teşkil ettiğinden ........1992 gün ve 1991/... Esas-1992/... Karar Sayılı ... İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca; infazda tereddüt uyandırmayacak, her bir davalının sorumluluğunun net biçimde belirlendiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
...-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; ... nolu bentte belirtilen bozma neden ve şekline göre, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazları ile, davacılar vekilinin, davalı ....... A.Ş. vekilinin, davalı ... Nakl. Ltd. Şti. ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalılar ... Nakliyat Ltd. Şti. ve davalı ... ile ... ... A.Ş. ve ... ... A.Ş'ye geri verilmesine .../03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy