MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ..., süresi dışında ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın davalılardan ...’ın maliki, ...’in sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip, sigortalıya ödenen hasar tutarının davalılardan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar .... ile ... yetki itirazında bulunup, kusur oranını kabul etmediklerini bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
İhbar olunan ...Sigorta A.Ş. vekili, davanın tarafı olmadıkları için haklarında hüküm kurulmamasını istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak üzere 24.166,00 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar .... ile ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... Akçam’ın temyiz isteminin incelenmesinde:
Mahkeme hükmü davalı ... Akçam’a 31.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi, HUMK’.nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 16.01.2014 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
../...
- 2 -
2014/5048
2014/4241
2-Davalı ...’in temyiz istemine gelince:
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda davacı ... şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır.
O halde, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalı ...’in diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... ’ın temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’in diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar .... ve ...'e geri verilmesine 24.3.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy