MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili; davalı ...'ın sürücüsü ve işleteni olduğu kamyonun, davacının yolcu olarak bulunduğu,davalı ...'ın sürücüsü ve davalı ...'ın işleteni olduğu minibüse arakadan çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır yaralandığını, çok uzun süredir tedavi gördüğünü, malül kaldığını belirterek 5.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 39.931,02 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunmuştur.
İhbar olunan ... Sigorta A.Ş vekili, müvekkil şirketin aleyhine hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ve ... hakkında açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinin kazada kusurları bulunmadığından reddine, maddi tazminat talebinin ıslah edilen hali ile kabulü ile 39.931,02 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 34.931,02 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline; manavi tazminat davasının kısmen kabulüne, 7.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, 6098 sayılı B.K.’nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı için takdir olunan manevi tazminatın davacının yaralanmasına, kusuru bulunmamasına ve oluşa göre uygun olmadığı, düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2-Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, davalı ... yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy