MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın yolcu olarak bulunduğu otobüsün 20.11.2009 tarihinde devrilmesi sonucu vefat ettiğini, yolcu taşımacılığı yapan otobüsün zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası poliçesinin bulunmadığını, meydana gelen zararın ... tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek, her bir davacı için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, birleştirilen davada toplam 96.250 TL tazminatın 19.04.2010 asıl dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, tüm dosya kapsamına göre, otobüsün yetki belgesi bulunmadığına ilişkin savunmanın, zarar görene karşı değil, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Sigortası Genel Şartları’nın A-7/C bendi uyarınca işletene karşı ileri sürülmesinin mümkün bulunduğu, kaza tarihi itibarıyla teminat limitinin 125.000 TL olduğu, her iki davada davacı olmayan mirasçı ...’in payının düşüldüğü gerekçesiyle asıl davada 10.000 TL tazminatın 19.04.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, birleştirilen davada 96.250 TL tazminatın 07.11.2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacılar vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde;
Dava, zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bulunmayan otobüste yolcu olarak bulunan murisin trafik kazasında vefatı sebebiyle ... aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Açıklanan bu ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, birleştirilen davada istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı ile davacılar arasındaki hukuki ilişki, sözleşme ilişkisi olmayıp borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre davalı ... bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek Hesabın sorumluluğundadır. Davacılar tarafından dava açılmadan önce Güvence Hesabına başvuru yapılmadığından birleştirilen dava yönünden de kazanın ihbar edildiği asıl dava tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir. Davacılar vekili birleştirilen davada tazminatın asıl dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği halde mahkemece birleştirilen davada tazminatın birleştirilen dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Ayrıca davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada temerrüt faizi olarak avans faiz istemiştir. Destek olan yolcunun içinde bulunduğu araç ticari bir araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Yukarıda belirtilen hususlar bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının asıl davaya ilişkin 1. nolu bendindeki “yasal faizi” ibaresinin çıkarılarak yerine “avans faizi” ibaresinin eklenmesine, birleştirilen davaya ilişkin 2. nolu bendindeki “yasal faizi” ve “07.11.2013” ibarelerinin çıkartılarak yerine “avans faizi” ve “asıl dava tarihi 19.04.2010” ibarelerinin eklenmesine, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 5.442,94 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy