(6100 S. K. m. 61, 69) (1086 S. K. m. 49, 57)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın Kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içindedavacı ve Karayolları Genel Müdürlüğüvekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araçta meydana gelen 31.765,00 TL. hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalıların murisinin olayda tamamen kusurlu olduğunu, davalı tarafın ZMSS ve İMSS şirketlerinden toplamda 15.750,00 TL. tahsil edildiğini belirterek bakiye 16.015,00 TL.'nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş; 09.05.2008 tarihli beyan dilekçesinde, ceza mahkemesi dosyasında ATK'dan alınan raporda belirtilen kusur oranları doğrultusunda 16.015,00 TL. Zararın, davalıların murisine izafe edilen %75 kusur oranı uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesini ve davanın Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ihbarını istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin murisinin olayda tamamen kusurlu olmadığını, kaza tutanağında dahi yoldaki bozukluk nedeniyle Karayolları Genel Müdürlüğü'ne kusur verildiğini, müvekkilince yaptırılan tespit sonucu yoldaki bozuklukların tespit edildiğini, uyarıcı levha ve işaretleme de yapılmadığını, kazada Karayolları Genel Müdürlüğü ile davacıya sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, sigortalı sürücü hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/207 E. sayılı dosyasında taksirle ölüme sebebiyetten dava açıldığını, sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkillerince Silivri2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/332 E. sayılı dosyasında, sigortalı sürücü Ersin Danış ve Karayolları GenelMüdürlüğü hakkında maddi ve manevi tazminat Davası açıldığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu, reeskont faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava ihbar edilen Karayolları Genel Müdürlüğü vekili 12.06.2008 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kusuru kabul etmediğini belirterek davaya müdahil olarak kabullerine karar verilmesini talep etmiş, 26.06.2008 tarihli oturumda, Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin müdahale talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 132,79 TL. Tazminatın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalıların murisinin olayda tamamen kusurlu olduğuna dayanarak dava açmasına, dava ihbar edilen Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kusurundan dava dilekçesinde söz edilmemesine, tazminatın davalı taraftan müteselsilen tazmininin talep edilmemesine göre davacı Anadolu Anonim Sigorta A.Ş.vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava kendisine ihbar edilen Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyizine gelince; Dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Usul hükümlerine göre davada taraf olmayan bir kimse aleyhine veya lehine hüküm kurulamaz. Hüküm ancak taraflar hakkında verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 61. Vd. maddeleri uyarınca (mülga 1086 Sayılı HUMK'nun 49. Vd. maddeleri) ihbar üzerine davaya katılan 3.kişi, ihbar eden tarafın yardımcısı ve temsilcisi olup, feri müdahil konumundadır ve aynı kanunun 69. maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK'nun 57. md.)uyarınca da yargılama sonunda, hüküm feri müdahil hakkında değil, taraflar hakkında verilir. Dolayısıyla ihbar olunan 3.kişi, ihbar edenin adına, onun temsilcisi olarak, hükmü temyiz edebilirse de, kendisi adına temyiz edemez.Ancak,aynı madde hükmüne aykırı olarak ihbar olunan hakkında da hüküm verilmişse, ihbar olunan, hükmün kendisine ilişkin bölümünü kendi adına temyiz edebilir.
Somut olayda; davacı taraf, davalı Emine Yılmaz (kendi adına asaleten, küçük çocukları Elif Nur ve Zeynep'e velayeten) aleyhindedavaaçmış; bilirkişi raporunda yoldaki bozukluk nedeniyle dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü'nde kusur izafe edilmesi nedeniyle, davanın Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ihbarını talep etmiştir. Davanın ihbarı üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, davaya feri müdahil olarak katılmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü hakkında usulüne uygun şekilde, harcı yatırılarak açılan bir dava bulunmamaktadır. Feri müdahil, davanın tarafı değildir. Bu nedenle aleyhinde ya da lehinde hüküm kurulamaz. Mahkemede davanın tarafları hakkında hüküm kurmuş, doğru olarak ihbar olunan Karayolları Genel Müdürlüğü hakkında hüküm tesis etmemiştir. Bu durumda Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhinde hüküm kurulmamış olmasına, feri müdahil sıfatının bulunmasına, hükmü; temsilen değil kendisi bakımından ve kendisi adına temyiz etmesine göre temyiz hakkına sahip olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilinin tümtemyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin (dilekçesinin) reddine, ve aşağıda dökümü yazılı peşin harcın onama harcına mahsubuna 05.06.2014 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy