MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki, itirazın iptali davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın reddine dair hüküm davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü;
-K A R A R-
Davacı vekili, 13/10/2010 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında dava dışı ...'ın yaralanması sebebiyle sağlık sigortası poliçesi kapsamında 92.481,18 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeye bağlı müvekkilinin haklarına halef olduklarını, sigortalıya ödenen hastane masraflarının kusur durumuna bağlı yarısı oranında 52.289,24 Euro'nun tahsili amacıyla İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2012/21482 sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalılardan icra inkar tazminatı alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., haksız fiilin ... ilçesinde gerçekleştiğini, kendisinin tacir olmadığını, öncelikle dosyanın görevli ve yetkili ... Mahkemelerine gönderilmesini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun takip bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir" düzenlemesine; aynı Kanun'un 7. maddesinde ise "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak, yetkisizlik kararı verir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede (icra dairesinde) açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Bu durumda mahkemece; davacının rücuen tahsili amacıyla icra takibini davalı ... şirketinin adresi olan İstanbul'da başlatmış olması, davalı ... şirketinin icra dairesinin yetkisine itirazının olmaması, davacının takip yaptığı İstanbul İcra Dairesi'nin, yetkisinin bu davalı yönünden kesinleşmiş olduğu gözetilerek, davalı ... açısından davanın tefrik edilerek işin esasına girilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.