MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu binanın önünde park halindeki araca, davalıların işleten ve sürücüsü bulunduğu aracın çarptığını, araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalının sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin bir kısmının karşılandığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile karşılanmayan hasar bedeli, değer kaybı ve araçtan mahrumiyet nedeniyle şimdilik 5.000 TL.nin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili ortak dilekçe ile, davacı aracının park halinde olmadığını, kar yağışı nedeniyle yokuşu çıkamayan ve aracını çapraz şekilde yokuşta bırakarak başında bekleyen davacı aracına kayma neticesinde davalı sürücünün çarptığını, kusurun tamamının davalı sürücüde olmadığını, değer kaybı ile hasar miktarının fazla olduğunu, araç mahrumiyetinin de bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 1.842,50 TL.nin dava tarihindeki yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınıp davacılara verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı tarafından karşılanmayan hasar bedeli ile değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelini talep etmiş, bilirkişi raporları ile dava konusu trafik kazasında tarafların %50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş,
hasar bedeli 5.979,01 TL., değer kaybı 3.500 TL ve araç mahrumiyetinden dolayı 840 TL olmak üzere toplam tazminat miktarı 10.319,01 TL olarak belirlenmiş, mahkemece; davanın maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tazmini istemine ilişkin olduğu, davacı ve davalı sürücünün % 50 oranında kusurlu bulundukları, maddi zararın 10.319,01 TL olduğu, dosya kapsamı ve kusur durumuna göre davacının 1.842,50 TL talep hakkı bulunduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Anayasa’nın 141. maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk 6100 sayılı HMK.nın 297.(1086 sayılı HUMK.nun 388.) maddesinde de düzenlenmiştir. Bu maddede hakimin uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangisine değer verdiği, hangisine değer vermediğinin nedenini, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Zira, böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğu kabul edilebilir. Hükmü kuran hakimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın tarafları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır.
Yerel mahkeme karar gerekçesinin incelenmesinde; talebin değer kaybı tazmini olarak belirtildiği, son paragrafta ise; bilirkişi raporu ile tespit edilen hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli toplamı olan 10.319,01 TL maddi zararın olduğu ve % 50 kusur oranına göre davanın kısmen kabulü ile 1.842,50 TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, mahkemenin davacının hangi taleplerini kabul, hangi taleplerini reddettiği belirlenememiş, tazminine karar verilen ve taleple uygun olmayan 1.842,50 TL rakamına da nasıl ulaşıldığı anlaşılamamıştır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen hükümlere uymayan, kısmen kabul gerekçesi anlaşılamayan ve denetime elverişli bulunmayan mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsam ve nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ilehükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara geri verilmesine 13/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy