MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süreleri ve kararların niteliği ile suçların tarihlerine göre dosya görüşüldü;
İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesinin uygulanması talep edilmesine rağmen ek savunma hakkı verilmeksizin anılan madde hükmü uygulanmamış ise de sanık müdafiinin de katıldığı 23/06/2015 tarihli duruşmada Cumhuriyet Savcısı'nın, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 53, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep ettiği anlaşılmakla, ek savunma hakkı verilmediğinden bahisle tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 2709 sayılı Anayasa'nın 141. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delillerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden açıklanması geri bırakılan hükümlerin gerekçesiz olarak açıklanması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Gerekçeli kararda; yapılan önceki yargılamada, keşif sonucunda suça konu zeytin kasalarının fabrikanın eklenti niteliğindeki kilitli ve kepenkle kapatılmış kısmından alındığının tespit edildiği hususunun belirtilmesine rağmen diğer paragrafta sanığın fabrikanın eklentisi niteliğindeki kapalı alandan içeriye girmeden suça konu zeytin kasalarını aldığının belirtilmesi suretiyle gerekçede çelişki oluşturulması,
3- Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1.
fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 157. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesinin "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer ve üst Cumhuriyet Savcıları ile sanık ...'nin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy