(1086 S. K. m. 436)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar Abdullah ... ve müşterekleri tarafından süresi içinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 153 parsel sayılı 4920 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ile bağışlama ile intikal eden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Dudu ... adına tesbit edilmiştir. Tapulama komisyonuna yaptığı itiraz reddedilen Abdullah ... ve müşterekleri irsen intikal eden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin davalı Dudu
mirasçıları Nimeti ... ve Tahir ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar Abdullah ... ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacılar, taşınmazda babaanneleri Fatma'dan gelme miras payları bulunduğunu ileri sürerek dava açmışlar, davalı Dudu ise taşınmazın babası Osman'dan kendisine kaldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Kadastro tutanağının edinme yerinde taşınmazın Fatma ...'in iken 1946 yılında kızı Dudu ... bağışladığına ve o tarihten beride Dudu'nun zilyetliğinde bulunduğuna değinilmiştir.
Getirtilen nüfus kaydı ve veraset belgeleri ile kayıt tashih dosyasından, davalı Dudu'nun davacılardan Abdullah, Ali ve ... babaları Yusuf ile anne bir baba ayrı kardeşi oldukları anlaşılmaktadır. Tesbite esas alınan ve İsmail kızı Fatma ... adına kayıtlı vergi kaydının taşınmaza aidiyeti keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Uyuşmazlık taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı 1962 yılında ölen İsmail kızı Fatma'dan mı yoksa davalının ileri sürdüğü gibi babası Osman'dan kalan bir yerimi olduğu, ayrıca Fatma'dan kalan bir yer ise Fatma tarafından kızı Dudu'ya bağışlanıp bağışlanmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Taşınmazın Dudu'nun babası Osman'dan kalan bir yer olması halinde davacıların miras yoluyla gelen bir haklarının olamayacağı kuşkusuzdur. İki kez keşif yapılmıştır. Birinci keşifte dinlenen yerel bilirkişi Medine Kökçü taşınmazın İsmail kızı Fatma'dan geldiğini, terekesinin taksim edilmediğini ve mirasçılarının zilyet bulunduklarını, davacı tanığın Hüseyin Ali ..., taşınmazın Fatma ... kaldığını, kızı Dudu'ya bağışlamadığını, Fatma mirasçılarının zilyet olduklarını, ikinci keşifte yerel bilirkişi seçilen ve birinci keşifte tanık sıfatıyla dinlenen Hüseyin ... bu defa taşınmazın kimden geldiğini bilmediğini, Fatma'nın bu yeri kızı Dudu'ya sattığını, kendini bildi bileli Dudu ... tarafından kullanıldığını, Dudu ... ile Fatma ...'ın bir arada kaldıklarını ve Fatma'ya Dudu'nun baktığını, tanık olarak dinlenen tutanak bilirkişisi Halil Demir'de taşınmazı Dudu ... ekip biçtiğini söylemişlerdir. Davalı, taşınmazın babasından kendisine kaldığını ileri sürdüğüne göre bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Başka bir anlatımla davada kanıtlama yükümlülüğü davalıya düşmektedir.
Davalı tanık deliline başvurduğu halde gösterdiği tanıklar çağrılıp dinlenilmemiş, bunun yanında hem bilirkişi ve hem de tanık sıfatıyla dinlenen Hüseyin Ali ... sözleri ile tutanak içeriği ve keşif sırasında dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılıkta giderilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde taraflarca verilen delil listesinde gösterilen tanıklarla tesbit bilirkişileri ve keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar hazır edilmek suretiyle yerinde yeniden keşif yapılarak, taşınmazın Fatma ...'dan mı yoksa davalının babası Osman'dan mı kaldığı, Fatma'dan kalması halinde bağış yada satış nedeniyle kızı Dudu'ya devredip devretmediği, zilyetliğin kimde olduğu, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli ve böylece toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temiz edene geri verilmesine 22.06.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy