(3402 S. K. m. 16) (1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 128 ada 116, 167 parsel sayılı 3694, 15656 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar kim tarafından zilyet edildiğinin bilinememesi nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın 167 sayılı parsel yönünden kabulüne, 116 sayılı parsel yönünden reddine ve dava konusu 167 sayılı parselin davacı Süleyman Doğan adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kazandırıcı zamanaşımı ziyetliği ile mülk edinme koşulları davacı yararına oluştuğundan söz edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki davacı herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadığı gibi eylemli durumda çekişmeli parselin güneyi kır olup kuzey ve doğu sınırında aynı nedenle Hazine adına tesbiti yapılıp kesinleşen 168 ve 171 sayılı parseller bulunmaktadır. Yine çekişmeli taşınmazın doğusunda aynı nedenle Hazine adına tesbiti yapılan ancak halen itirazlı olan 172 sayılı parsel bulunmaktadır.
O halde yöntemine uygun olarak mera araştırmasının yapılması zorunludur. Öğretideki tanımı yapılan devamlılık kazanan yargısal uygulamalara göre bir yerin (kır) mera olarak kabulü için o yerle ilgili ya mera tahsis kararının olması yada başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir.
Meraya yönelik davalarda dinlenecek bilirkişilerin komşu köylerden seçilmesi, taraf tanıklarınında aynı yolla gösterilmesi gerekir. Bunun yanında eylemli durumda etrafında mera bulunan bir yerin toprak karakteri ve yapısı üzerindeki bitki örtüsünün niteliği, mera ile aralarında ayırıcı doğal sınırın bulunup bulunmadığı ve meranın bütünlüğünü bozup bozmadığı, o yerin mera olarak kabul edilmesinde göz önünde bulundurulması gereken olgulardandır. Mahkemece, açıklanan yönteme uygun bir mera araştırması yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde komşu köylerden yaşlı ve yansız bilirkişiler seçilmeli, taraflardan tanık göstermeleri istenmeli, yerinden seçilecek uzman ziraat mühendisinden açıklamalı rapor alınmalı, çekişmeli parsel ile aynı nedenle Hazine adına tesbiti yapılan parselleri dıştan çevreleyen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile varsa dayanak kayıtları da getirtilerek uygulanmalı, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde zilyet edildiği olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulmalı, beyanlar arasında aykırılık doğduğunda bu aykırılık giderilmeli, tanık ve bilirkişi sözleri komşu kayıtlar uygulanmak suretiyle denetlenmeli, taşınmazın sınırında eylemli durumda mera (kır) bulunduğu da gözetilerek beyanlar değerlendirilmeli, taşınmazın mera olduğunun anlaşılması halinde davacının davasının reddine, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca mera siciline yazılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 13.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy