(3402 S. K. m. 19/2, 30/2)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı İbrahim tarafından süresi içinde temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, 164 ada 3 parsel sayılı 142 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz; irsen intikal, paylaşım, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı İbrahim adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı köy tüzel kişiliği, taşınmazın davalı ile hiç bir ilgisi bulunmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı Y. Köyü Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı İbrahim tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın köy boşluğu olduğu, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın öncesinin köy boşluğu olduğu, tesbit tarihinden 5-6 yıl kadar önce davalı tarafından üzerine ev yapıldığı, bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı gibi, bu konu mahkemenin de kabulündedir. Davacı köy tüzel kişiliği, taşınmazın köye ait olduğu iddiası ile dava açmıştır. Köy tüzel kişiliğinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme olanağı varsa da, öncesi köy boşluğu niteliğinde bulunan parsel üzerinde davacı köyün ekonomik amacına uygun zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Köy boşluklarının mülkiyeti Hazineye aittir. Davada Hazine, taraf olmadığına, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesinin uygulama yeri bulunmadığına ve davacı köy, taşınmazın köy orta malı niteliğinde olduğunu da iddia etmediğine göre aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, zilyetlik koşullarının davalı yararına oluşmaması nedeniyle davanın kabul edilmiş olması isabetsizdir.
Kabul şekline göre de, tesbit tarihinden önce taşınmaz üzerinde davalı tarafından yapılan bina bulunduğu anlaşıldığı halde, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 19/2. madde hükümlerinin davalı yararına uygulanması gerektiğinin düşünülmemiş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 11.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy