(3402 S. K. m. 9, 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı-davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1620 ve 2307 parsel sayılı 7450 ve 9800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar sırasıyla 727 sayılı parsele uygulanan 996 nolu vergi kaydı ve 2007 sayılı parsele uygulanan 186 nolu vergi kaydı fazlası olarak tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Kadastro komisyonu tarafından Hasan ...'nin itirazı reddedilirken, tespitler de iptal edilerek her iki parselin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Davacı Hasan ... her iki parsel için vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendi adına tescili için davacı-davalı Hazine ise 30 yılı aşkın tarım alanı olarak işlenen yerlerin mer'a vasfının bulunmadığını iddia ederek dava açmıştır. Ahmet ve Hüseyin ... miras bırakanlarından kalan her iki parselde kendilerinin de payı bulunduğunu, paylaşımla davacı Hasan ile kendilerine kaldığını belirterek davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı Hazinenin davasının reddine davacı ve katılanların davalarının kabulüne, her iki parselin de davacı Hasan ..., katılanlar Hüseyin ve Ahmet ... ile kardeşleri Ayşe ... ve Meryem ... adlarına eşit paylar ile tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1620 ve 2307 sayılı parsellerin mer'a olmadığı kadastro tespit gününe kadar davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dava konusu taşınmazların kuzey ve kuzeybatı yönlerinde tespit günü itibariyle tapulama harici bırakılan tepe ve taşlık bulunduğu, çekişmeli parsellerden ayrılan 727 ve 2007 sayılı dava dışı parsellerin kadastro tespitlerine esas alınan 996 ve 186 tahrir nolu vergi kayıtlarının birincisi batı ve kuzey yönlerinde, ikincisi de batı yönünde mer'a okuduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca çekişmeli parsellerin tapulama harici bırakılan ve temelde mer'a olan yerlerden kazanıldığının kabulü gerekir. Resmi kayıtlara aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği gibi mer'alar üzerine sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukukça değer taşımaz. Bu durumda; davanın reddine ve dava konusu her iki parselin de mer'a olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken eylemli duruma ve resmi kayıtlara aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 27.05.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy