(743 S. K. m. 639) (3402 S. K.m. 30) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Nazım Atalay tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 134 ada 16 parsel sayılı 19.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu ve vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Abbas Atalay ve paydaşları adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Necati Aras vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 16.750 metrekarelik kısmın davacı Necati Aras adına tapuya tesciline, B harfi ile gösterilen 2.850 metrekarelik kısmın kadastro harici taşlık alan olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalıları temsilen miras şirketi mümessili Nazım Atalay tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 50 yıla varan süreyle taşınmazda davacı Necati ve satıcısının aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla süre gelen zilyetliklerine davalıların çekişme yaratmamış olmalarının tapu dışı yapılan satışın karinesi sayılması gerekmesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir, reddi ile taşınmazın (a) harfi ile işaretli 16.750 metrekarelik bölümüyle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Davalıların taşınmazın (b) harfi ile işaretli 2.850 metrekarelik bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece sözü edilen yerin kadastro harici bırakılmasına karar verilmişse de mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacı Necati 05.12.1995 günlü oturumda senetsizden adına tesbit edilen taşınmaz miktarına göre, taşınmazın bu bölümüyle ilgili bir talebi olmadığını bildirmiş ve beyanını imzası ile belgelendirmiştir. Somut olayda 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2. maddesinde öngörülen 3 ayrık halden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece anılan yerin tesbit gibi payları oranında davalılar adına tescili gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kadastro harici bırakılmasına karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile taşınmazın (b) harfiyle işaretli bölümüyle sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 19.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy