(3402 S. K. m. 14, 25, 27)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 613, 625, 645, 660, 672, 686, 698, 722, 744, 627, 655, 736, 746, 754 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen M. Mutlu tapu ve vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin davacı A. Mutlu mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 4753 sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına oluşturulan tapu kaydı tarihine kadar 3402 sayılı Yasanın 46/1 maddesindeki koşulların davacı yararına oluştuğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Tespitin dayanağı tapu kayıtlarının belirtmelik tutanakları getirtilmemiş hangi komşu parselin kayıt fazlası olması nedeniyle Hazine adına yazıldığı araştırılmamış, komşu parsel kayıtlarının tümü getirtilip bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş, uygulanan vergi kayıtlarından bir kısmının komşu parsellere revizyon gördüğü nazara alınmamış, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince aynı çalışma alanı içinde davacıların miras bırakanı Ahmet Mutlu ve mirasçıları adına sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar belgesiz zilyetlik yolu ile taşınmaz mal hakkında tescil kararı verilebileceği göz önünde bulundurulmamıştır.
O halde yukarıda açıklandığı biçimde araştırma yapılmalı, çekişmeli parsellere ait belirtme tutanakları ile bu belirtme tutanaklarında yazılı olan dava konusu parseller ile komşu parsellere uygulanan vergi ve tapu kayıtları getirtilmeli, dosya içinde bulunmayan komşu parsel tutanak ve örnekleri istenmeli, bundan sonra çevreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte taşınmazların öncesinin ne olduğu belirtmelik tutanaklarında kime ait yer olarak gösterildiği araştırılmalı, belirtmelik tutanağında yazılı bilirkişilerden sağ olanlar varsa dinlenmeli, belirtmelik tutanağında taşınmaza yada komşu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları uygulanmalı, taşınmazların bir kısmı Van Gölüne sınır olduğu anlaşıldığından 3621 sayılı Kıyı Yasası hükümlerine göre idare tarafından oluşturulmuş ve kesinleşen kıyı kenar çizgisi varsa getirtilip uzman bilirkişi aracılığı ile yerine uygulanmalı, komşu parsel kayıtlarının çekişmeli parseller yönünü kim yada kimlere ait taşınmazları okuduğu incelenerek bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, yapılan uygulama uzman bilirkişi tarafından düzenlenecek birleşik krokiye yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince davacı miras bırakanın ölüm tarihine göre davacılar adına aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 40, sulu toprakta 100 dönümden fazla taşınmaz mal tescil edilmeyeceği göz önünde bulundurulmalı, kadastro hakimi 3402 sayılı Yasanın 25 ve 27. maddeleri gereğince kadastro ile ilgili olarak verasete ait uyuşmazlıkları da çözümleyerek dava konusu taşınmazların kim yada kimler adına, kaç pay oranları ile tescil edilmesi gerektiğini kararında açıklayarak düzenli sicil oluşturmakla görevli olduğu nazara alınmalı, bundan sonra delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 23.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy