(743 S. K. m. 6) (3402 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Yahya ... tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 142, 143, 147, 158, 372, 373 ve 374 parsel sayılı 4100, 7200, 16400, 800, 248, 388, 100 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 142 nolu parsel tapu kaydı nedeniyle Huriye ..., 143 nolu parsel Kadriye ..., 147 nolu parsel Kadriye ..., 374 nolu parsel Mürvet ... adlarına, 158, 372 ve 373 nolu parseller ise irsen ve taksimen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 158 ve 373 nolu parseller Hanife ..., 372 nolu parsel Recep ... adına tesbit edilmişlerdir. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen Yahya ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve miras payına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu 374 nolu parselin Hatice ..., 142 nolu parselin Huriye ..., 143 ve 147 nolu parsellerin Kadriye ..., 372 nolu parselin Recep ..., 158 ve 373 nolu parsellerin Hanife ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Yahya ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tesbitin dayanağı 142 ve 147 nolu parsellere uygulanan tapu kaydı miras bırakan Hatice tarafından davalıların babası Ali'ye 1941 yılında satıldığı, 143 nolu parselin tesbitine esas alınan tapu kaydının da yine miras bırakan Hatice tarafından davalıların annesi Hanife'ye bağışlandığı böylece Hatice'nin taşınmazlar ile ilgisinin kalmadığı anlaşıldığına göre davacının temyiz itirazının reddi ile 142, 143, 147 nolu parseller hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2- Davacının 372, 373, 158 nolu parseller hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; mahkemece taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığı uzun süreden beri davalı tarafın zilyetliğinde olmasının paylaşımın karinesi olacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki yapılan araştırma, inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Taraflar arasında dava konusu taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı ve uyuşmazlığa konu taşınmazın paylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiğine ilişkindir. Paylaşıma dayanan taraf Medeni Yasanın 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akibetlerini, tespit gününe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 15. maddesi uyarınca harici paylaşım belgelerle, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabilir. Hal böyle olunca, paylaşıma dayanan taraftan bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa, paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki hissesine karşılık ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeli miras bırakan Hatice'nin 1971 yılında öldüğü, tespitin 1983 yılında yapılması nedeniyle davalıların uzun süreli kullanımından bahis edilemeyeceği düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı gözönünde tutulmalıdır.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsiz ve temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 16.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy