(743 S. K. m. 6) (3402 S. K. m. 15, 30)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hacı ... tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 19 parsel sayılı 9257 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Hacı ... adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Miktat ... taşınmazın kök muris İbrahim mirasçıları adlarına tescili için dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin İbrahim mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı dosya içeriğine göre ölüm tarihi belli olmayan İbrahim'den kaldığı ve paylaşılmadığı gerekçe gösterilerek İbrahim mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Ne var ki yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Taraflar arasında dava konusu taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı ve uyuşmazlığa konu taşınmazın paylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiğine ilişkindir. Paylaşıma dayanan taraf Medeni Yasanın 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akibetlerini, Kadastro Kanunu'nun bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 15. maddesi uyarınca harici paylaşım belgelerle, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabilir. Ancak, somut olayda davacı Miktat ... miras bırakan İbrahim'in tüm terekesinin paylaşıldığını ancak dava konusu taşınmazın paylaşılmadığını ileri sürmüş davalı ise çekişmeli taşınmazda dahil olmak üzere tüm mirasın paylaşıldığını, uzun süreli kullanmanın paylaşımın karinesi olduğunu savunmuştur. Tarafların iddia ve savunmalarına göre davadaki ispat yükü yer değiştirmiştir. Başka bir anlatımla davacı sadece bu taşınmazın paylaşım dışı bırakıldığını kanıtlamakla yükümlüdür. O halde davacıdan miras bırakan İbrahim'e ait veraset ilamı istenerek ölüm tarihi saptanmalı, İbrahim'den kalan diğer taşınmazların tutanak örnekleri ile dayanağı tüm kayıtlar ve yeni oluşturulan tapu kayıtları tescil ve edinme sebepleri ile birlikte getirtilmeli, davalı tarafın dayandığı ve İbrahim terekesinin paylaşıldığına ilişkin olarak Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1965/74 esas, 1967/15 karar sayılı dava dosyası bulunduğu yerden istenip bu davaya etkisinin ne olacağı tartışılmalı, uzun süreli kullanmanın harici paylaşımın karinesi olacağı ve paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı gözönünde bulundurulmalı, yanlar İbrahim'in mirasçısı olması nedeniyle paylaşımın yapılmadığı sonucuna varılması halinde bile somut olayda 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesinin uygulama olanağı olmadığından uyuşmazlığın davacının miras payı ile sınırlı olarak sonuçlandırılmasının gerekip gerekmeyeceği tartışılıp değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilip bir sonuca varılmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile açıklanan nedenden ötürü hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 05.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy