(3402 S. K. m. 14) (2863 S. K. m. 17, 18, 57/2, 78)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılardan K. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 168 ada, 16 parsel sayılı 13303.11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, üçüncü derece sit alanında kaldığı, zilyetlikle kazanılamayacağı nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı K. ve H. İbrahim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikale dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan K. tarafından temyiz edilmiştir.
Sit alanlarının koruma kurullarınca gruplandırılması ve derecelendirilmesi işlemi tarım, bayındırlık ve imar uygulaması ile ilgili olup, zilyetlikle kazanmaya etkili bulunmamaktadır (KTVKK. m. 17/18). Kültür ve tabiat varlıklarının tespiti Kültür Bakanlığınca, tescil işleminin ise, koruma kurullarınca yapılacağı, keza koruma alanlarının koruma kurullarınca saptanacağı hükme bağlanmıştır (KTVKK. m. 78). Koruma kurulu, sit alanları ile sit alanları üzerinde veya altında bulunan kültür ve tabiat varlıklarını tescile yetkili olup, kurul kararları kamu kurumu ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı nitelik taşımaktadır (KTVKK. m. 78, 57/2). Kültür ve tabiat varlığı olarak tespit, tescil edilen ve yasal süresinde idari yargıya başvurulmayarak veya idari yargı kararı sonucu kesinleşen kurul kararına uyulması zorunludur. Bu kararların adli yargıda tartışılması da mümkün değildir.
O halde, üçüncü derecede sit alanı içinde kalan taşınmazın koruma alanı içinde kalıp kalmadığı, sit alanı olarak tescil edilip edilmediği, yasal süre içinde bir itirazla karşılaşıp karşılaşmadığı, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü'nden sorulması ve varsa kesinleşmiş karar örneği ile haritasının getirtilmesi, yoksa bu konumda koruma kurulundan karar istenmeli bundan sonra kesinleşen karar ve harita yerine uygulanarak koruma alanı sınırının kesinlikle saptanması, çekişmeli taşınmazın koruma alanı içinde kalması halinde zilyetlikle kazanılamayacağının göz önünde bulundurulması, koruma alanı dışında kalması halinde üzerinde veya altında tabiat ve kültür varlığının bulunup bulunmadığı araştırılması, ondan sonra davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece, zilyetliğe ilişkin olarak yapılan soruşturma da hükme yeterli bulunmamaktadır. Bu nedenle yerel bilirkişi ile tanıklardan zilyetliğin hangi günde başladığı ve ne biçimde sürdürüldüğü, kimin ne zamandan beri taşınmaza zilyet olduğu, zeminin ve kullanımın ekonomik amacına uygun bulunup bulunmadığı etraflıca sorulmalıdır. Gerektiğinde, ziraatçı uzman bilirkişiden görüş alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin olaylara dayalı olması yönü üzerinde durularak bilgilerinin neye dayandığı sorulmalı, açıklanan şekilde inceleme, soruşturma ve araştırma yapılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönlerin göz ardı edilmiş olması doğru değildir. Davacılardan K.'in temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 11.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy