(3402 S. K. m. 15) (743 S. K. m. 2, 589, 611)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılar G. ve N. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ve tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı G. ve N. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tapuda kayıtlı olan taşınmazların mirasçılar arasında yapılan taksiminin geçerliliğinin yazılı olması koşuluna bağlı olduğu, davada bu şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişsede mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Taşınmazın davacı M. ile davalılardan N.'in ortak miras bırakanları olan babaları T. adına kayıtlı tapu kaydının kapsamında kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemeninde kabulündedir.
Uyuşmazlık, tahsin terekesinin taksim edilip edilmediği yönünden toplanmaktadır, dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Yasasının 15. maddesinde tapu kayıtlı taşınmaz malların mirasçılar arasında taksiminin bilirkişi ve tanık sözleri ile kanıtlanabileceği öngörülmüştür.
Dosyaya ibraz olunan veraset belgesine göre T.'in M. ve N. isimli kızlarından başka mirasçısı bulunmamaktadır. Tutanağın edinme yerinde taşınmazın taksim sonucu N.'e isabet ettiği yazılıdır. T.'den kalan 183 ada 7 ve 282 ada 38 nolu parsellerinde taksimen M.'in miras payına karşılık olarak verildikleri, M.'in daha sonra oğlu A.'e tapu nezdinde bağışladığı getirtilen tutanak ve kayıtların incelenmesinden anlaşılmaktadır. Davacının kendisine isabet eden taşınmazların tespitlerine itiraz etmemesi ve kayden oğlu A.'e bağışlamış olması yapılan taksime onay verdiğinin açık bir göstergesidir. Hal böyle olunca davalı adına kayıtlı tapunun yolsuz bir tescile dayalı olarak oluşturulduğundan ve de davalıların kötü niyetli olduklarından söz etme olanağı yoktur. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre davacının iyi niyetli olduğu düşünülemez. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabulü yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine, 25.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy