(1086 S. K. m. 93, 95, 237) (3402 S. K. m. 13, 14, 15, 20)
Dava:Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı S. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı S. tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalılar M. ve K. adlarına oluşan tapu kayıtlarının iptal ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı S. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 27 numaralı parsel yönünden taraflar arasında kesin hüküm bulunduğu, diğer taşınmazların paylaşıma göre tespitleririnin yapıldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
1988 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında çekişmeli 101 ada, 25, 26, 27 numaralı parsellerin öncesi bir bütün olduğu kadastro tutanaklarına yazılmadan zilyetliğe dayalı olarak 25 numaralı parsel davalı K., 26 nolu parsel S., 27 numaralı parselin 2/4 payı Sait, 1/4'erden 2/4 payıda K. ve M. adlarına yapılmıştır. 25 ve 26 numaralı parsellerin tespitlerine itiraz edilmeden 27 numaralı parselin tamamının M. adına tesciline dair verilen hüküm kesinleşmiştir. Davacı S. tapu kaydına dayanarak çekişmeli 25, 26, 27 numaralı parsellerin 2/4 payının kendisine 1/4 payının kardeşi K. ve 1/4 payının M.'a ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davacının tutunduğu Haziran 1927 tarih 40 numaralı sicilden gelen tapu kaydının taşınmazlara uyduğu kabul edilmekle birlikte 27 numaralı parsel hakkında kesin hüküm bulunduğu 26,26 nolu parsellerde paylaşım sonucu maliklerine kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki HYUY.nın 237. maddesi hükmü uyarınca kesin hükmünden söz edilebilmesi için davanın tarafları, konusu ve dayanılan nedenlerin aynı olması gerekir. Kadastro mahkemesinin 1989/28 sayılı dosyası ile temyize konu davada taraf ve konu birliği varsa, neden birliği bulunmamaktadır. Çünkü temyize konu davada davacı tapu kaydına dayandığı halde kadastro mahkemesinin 1989/25 esas sayılı davada zilyetliğe dayanılmıştır. bu nedenle mahkemenin 27 numaralı parsel hakkında kesin hüküm bülünduğu konusundaki görüşünde isabet bulunmadığı gibi davalı K. davayı kabul ettiğini belgelenen beyanı ile bildirdiği halde bu beyanın gözönünde bulundurulmamış olmasına isabetsizdir.
O halde çekişmeli taşınmaza komşu olan 101 ada 7, 17, 24, 28, 34, 36 numaralı parselin tutanak örneği ile dayanağı kayıt ve belgeler ilk oluşturulduğu günden itibaren gittileri ile getirilmeli, davalı M., Kasım 1949 tarih 115 numaralı tapu kaydına dayanmakta olduğundan bu tapu kaydına ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte istenmeli, davacı tapusu ile davalı tapu kaydının mevkisi aynı ve bazı sınırları da benzer olduğundan tapu kayıtlarının birinin geldi ve gittisi olup olmadığı, yada aynı tapunun payları yada ifrazı olup olmadığı araştırılarak buna göre uygulama yapılarak kapsamları belirlenmeli, bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınır yerleri uzman bilirkişi tarafından düzenlenecek haritaya işaretlenmeli ve beynlarının doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, ne zamandan beri nasıl zilyet edildiği ayrıntıları ile ve maddi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, kadastro mahkemesinin 1989/28 sayılı dosyanın kesin hüküm oluşturmayacağı ve davalı K.'in davayı kabul beyanı gözönünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerk sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı S.'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 22.6.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy