(2981 S. K. m. 1, 10) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hamdi tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 2981 sayılı Yasanın 10/b maddesi gereğince yeniden yapılan kadastro sırasında 1780 ada 44 parsel sayılı 803,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz pay tapu kaydı ve müstakilleştirme nedeniyle davacı Hamdi, aynı ada 39, 40, 41, 42, 43, 45 parsel sayılı taşınmazlar ise yine aynı nedenle ancak ayrı ayrı davalı Hasan ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hamdi pay tapusuna göre kendisi adına eksik yer tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine, 1780 ada 44 nolu parselin tespit gibi davacı Hamdi adına, davalılara ait tutanakların ise aynen tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hamdi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 2981 sayılı Yasa gereğince yapılan tespitin doğru olduğu ve parsellerin yüzölçümlerindeki eksikliklerin yola terk nedeniyle meydana geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kadastro tespiti 2981 sayılı Yasa gereğince yapılmıştır. Yasanın amacı (1. ve 10/b-c) maddelerinde açıkça belirtildiği gibi üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş paylı veya özel parselasyona dayalı arsa ve arazilerde kişilerin pay miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak tespit veya yeniden tayin etmek, binalı veya binasız söz konusu arsa ve arazileri gerektiğinde birleştirmek veya bunları yeniden ada ve parsellere ayırmak, yapıları yeni ada ve parsel içinde kalanları yapı sahiplerine, yapı olmayanları diğer pay sahiplerine bağımsız veya kat mülkiyeti esaslarına göre vermektir. Anılan yasada ayrıca, tescil işlemi dışında kalanlar yararına yasal ipotek tesis edilebileceği ve tüm bu işlemler nedeniyle azami %35 oranında düzenleme ortaklık payı alınabileceği hususları da düzenlenmiştir.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazların öncesini oluşturan (60 ada 36) nolu parselde mevcut payına karşılık davacı Hamdi Y.'un 2733,87 metrekarelik hakkı olduğu halde, 2981 sayılı Yasa uygulamasıyla davacının bu payından %70,62 oranında yol payı kesilmek suretiyle adına (1780 ada 44) nolu parselde 803,10 metrekare taşınmaz tespit edilmiştir. Davalılar adına ise 60 ada 36 nolu ana parseldeki paylarından fazla olarak ya da %5-6 oranında yol payı kesintileriyle aynı ada da (39, 40, 41, 42, 43, 45) nolu parseller tespit edilmiştir. Davacı Hamdi, 2981 sayılı Yasa uygulaması ile en fazla %35 oranında düzenleme ortaklık payı kesilebileceğini ancak kendisinden çok daha fazla oranda kesinti yapıldığını ileri sürerek, %35i aşan kesinti miktarının çekişmeli parsellerden tamamlanması ya da yararına ipotek tesisi istemiyle dava açmış, ana parsel kapsamında olup 2981 sayılı Yasa uygulaması sonucu oluşturulan diğer parsel maliklerini de yargılama sırasında davaya dahil etmiştir. Davacı Hamdi fen bilirkişi raporuna göre de yapılan keşif sırasında dava konusu ettiği yerleri (1783 ada 1, 15, 16) nolu parseller olarak göstermiştir. Dosya içeriğinden (1783 ada 1, 15, 16) nolu parsellerin üçüncü kişiler adlarına tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında yapılması gereken iş öncelikle davacıya dava konusu yaptığı parselleri taşınmazlar başında açıklattırarak bu konudaki beyanını imzası ile belgelendirmek, dava konusu taşınmazların (1783 ada 1, 15, 16) nolu parseller olduğu ve bu parsellerin başkaca dosyalarda dava konusu yapıldığının belirlenmesi halinde dava dosyalarını birleştirmek, anılan parseller kesinleşmiş ise görevsizlik kararı vermek, dava edilen parsellerin, dava dilekçesinde yazılı (1780 ada 39, 40, 41, 42, 43, 45) nolu parseller olduğu ve 2981 sayılı Yasa uygulamasıyla davacıya başka parsellerde pay verilmediği ya da yararına yasal ipotek tesis edilmediğinin anlaşılması halinde de söz konusu yasada azami %35 olarak belirtilen ve davacının da kabul ettiği düzenleme ortaklık payı kesinti oranı dikkate alınarak, davacının ana parseldeki payından bu oranı aşan kesinti miktarı için, çekişmeli ve bu parsellerde hangi oranla şuyulandırma yapılabileceği ve bu parseller üzerine yasada öngörülen yöntemle belirlenmek üzere hangi bedeller üzerinden yasal ipotek konulabileceği hususlarında bilirkişiden rapor alınarak, fiili kullanma durumu ve taraf istemleri de saptanmak suretiyle toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yanlış değerlendirme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hamdi
un temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 17.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy