(3402 S. K. m. 30)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın değeri duruşma yapılmasını gerektirecek miktarda olmadığından duruşma isteminin değer yönünden reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 474 parsel sayılı 8100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, harici taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Abdulkadir adına tesbit edilmiştir. Tüm muterizlerin itirazları kadastro komisyonunda reddedilmiştir. Davacı Hazine tarafından davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ve tescil isteğiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava daha evvelce Hazine tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp kadastro mahkemesine devredilen tescil davası ile irtibatlı bulunduğu ve bu sebeple tutanağın kesinleşmeyeceğinden söz edilerek bu dava dosyası da kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Dava sırasında Vakıflar İdaresi taşınmazın Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfına ait vakfiye sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davaya katılmıştır. Hazinece 12.6.1950 tarihli dilekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 1950/388 esas sayılı tescil davası ile Hüsnü ve arkadaşları tarafından Hazine ve Bekir ve arkadaşları aleyhine açılan müdahalenin meni davası birleştirilip çeşitli aşamalardan geçtikten sonra görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmış ve mahkemenin 1991/47 esas numarasına kaydı yazıldıktan sonra dosya tefrik işlemi yapılarak her bir parsel için ayrı dava dosyası düzenlenmiştir. Mahkemece, Hazinenin davasının reddine,
Vakıflar İdaresinin davasının kabulüne ve dava konusu parselin Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece katılan davacı Vakıflar İdaresinin tutunduğu 6 Recep 994 tarihli Yemen Fatihi Sinan Paşa Vakfiyesinin çekişmeli taşınmaza uyduğu, hazinenin tutunduğu tescil krokisinin taşınmazla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazın Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfı adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava dosyasının incelenmesinde davanın geçirdiği evreler özetle şöyledir:
1- Davacı Hazine 12.6.1950 tarihli dilekçesi ile Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 1950/388 esas numarasına kaydedilen dava ile 7 parça taşınmaz hakkında tescil davası açtığı,
2- Hüsnü ve 16 arkadaşının Hazinenin tescil davasına konu ettiği taşınmazların 10 adet tapu kaydı bulunduğu iddiası ile ve harcını da vermek suretiyle 19.9.1950 tarihli dilekçe ile davaya müdahale ettiği, mahkemenin ara kararı ile başka bir dava açmaları gerektiğinden söz edilerek müdahale istemlerinin reddedildiği,
3- Bunun üzerine Hüsnü ve 18 arkadaşı tarafından 25 Haziran 1951 tarihli dilekçe ile Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 1951/407 esasına kaydedilen dava ile hazine ve Bekir Tacrı ve 22 arkadaşı aleyhine tapu kaydına dayanarak Bekir Hışt (Bindal) köyü Üç yol, Karaçalı, Evran, Cünütlük, Harkaltı, Yarımcaağıl, Zeyvedüzü, Zeyvedüzüyol üstü, Şehlerin Kaş mevkilerinde bulunan 10 parça taşınmaz hakkında açtığı meni müdahale davasının 22.8.1952 ve 11.10.1953 tarihlerinde keşifleri yapılarak fen bilirkişisi Fikret Taner tarafından ölçeksiz krokileri düzenlendiği,
4- Hazine tarafından açılan Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 1950/388 sayılı tescil davasının aynı mahkemenin 1951/407 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesinden sonra Vakıflar İdaresinin Sinan Paşa Vakfına ait 6 Recep 935 tarihli vakfiyeye dayanarak davaya müdahale ettiği, mahkemece 20.5.1954 gün 1951/407-1954/184 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin davaya müdahale isteminin reddine ve 10 parça taşınmazın tapulu olduğundan bahisle Hüsnü, Zehra ve arkadaşlarının meni müdahale davasının kabulüne, Hazinenin birleşen 1950/388 sayılı tescil davasının reddine karar verildiği,
5- Hükmün davacı ve davalı Hazine ile davalı İsmail, Veli, İdris tarafından temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 17.3.1955 gün 1954/7911-1955/2891 günlü kararı ile tapu kayıtlarının uygulanmasının yetersiz olduğuna işaretle bozulduğu,
6- Davanın yeniden Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 1955/618 esas numarasına kaydedilmesi ve Bekir Hışt (Bindal) köyü muhtarlığının da davaya dahil edilmesinden sonra yapılan yargılama neticesinde 10.4.1961 gün ve 1955/618 esas ve 1961/176 sayılı kararla Hazinenin tescil davasının reddine, davacı Zehra ve arkadaşlarının tapuya dayalı olarak açtıkları bir kısım taşınmazlar hakkındaki meni müdahale davasının kabulüne, CÜNÜTLÜK ve TEPEBAŞI mevkiilerindeki taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verildiği,
7- Bu kararın davacılar ile Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1.6.1962 gün ve 1961/7160-3096 sayılı kararıyla Zehra ve arkadaşlarının CÜNÜTLÜK mevkiindeki, hazinenin de TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaza yöneltilen temyiz itirazlarının kabulüne ve bu iki taşınmaz hakkındaki hükmün BOZULMASINA, diğer taşınmazlar yönünden temyiz itirazlarının reddine karar verildiği,
Zehra vekilinin karar düzeltme isteminin aynı dairenin 15.11.1960 tarihli kararı ile reddedildiği,
8- Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 28.12.1967 gün ve 1963/672-685 sayılı kararı ile CÜNÜTLÜK ve TEPEBAŞI mevkiileri dışında kalan diğer dava konusu taşınmazlar hakkında önceden verilen kararın kesinleştiğine işaretle, Hazinenin Bekir Hışt (Bindal) köyü TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaz hakkındaki tescil davasının kabulü ile fen bilirkişileri Sami Semercioğlu ve Bahattin Başbulut tarafından düzenlenen 2.8.1958 tarihli haritada gösterilen 217.000 hektar yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline, aynı köy CÜNÜTLÜK mevkiindeki fen bilirkişisi Sami Semircioğlu tarafından düzenlenen 15.11.1960 tarihli haritada gösterilen taşınmaz hakkındaki meni müdahale davasının reddine karar verildiği,
9- Bu kararın davacı Zehra Tulunoğlu ve Müştak Gülalioğlu tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.6.1969 gün ve 2408/3251 sayılı karar ile CÜNÜTLÜK mevkiindeki taşınmaz yönünden davacı Zehra ve arkadaşlarının, TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaz yönünden müdahil Müştak temyiz itirazlarının kabulü ile ve özetle yeniden uygulama yapılması ve Sinan Paşa Vakfına dayanarak davaya müdahale eden vakıflar idaresinin davadan haberdar edilip taraf oluşturmasına değinilerek hükmün bozulduğu,
Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine aynı dairenin 13.7.1970 gün ve 3358/3472 sayılı kararı ile vakıflar idaresinin katılma isteğinin 19.6.1951 tarihli oturumda, idarenin ayrıca tescil davası açması gerektiğine karar verilerek reddedildiği, vakıflar idaresinin açılmış bir davasının bulunmadığının anlaşılmasına göre vakıflar idaresinin davaya katılarak taraf oluşturmasına değinen bozma kararının 6.bendinin kaldırılmasına karar verildiği,
10- Yeniden Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra 17.12.1987 gün 1986/2107-1963 sayılı kararla CÜNÜTLÜK ve TEPEBAŞI mevkiindeki nizalı yerlerin 21.5.1987 tarihli bilirkişi krokisinde parsel numaraları bildirilen taşınmazlar olduğu ve kadastro tutanaklarının düzenlendiğinden bahisle 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince dava hakkında görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarıldığı,
11- Kadastro Mahkemesinin 1989/77 esas sayısına kaydedilen dava dosyası 13.2.1990 gün ve 1989/77-2 sayılı kararla kadastro tutanaklarının kesinleşmesi nedeniyle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verildiği, ancak Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 21.6.1990 gün ve 5743/5825 sayılı kararı ile genel mahkemede dava görülmekte iken kadastro tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle, sicil oluşturulsa bile tesbit kesinleşemeyeceğinden kadastro mahkemesinin merci tayin edildiği,
12- Yeniden kadastro mahkemesinin 1991/47 esas numarasına kayıt edilen dava dosyası duruşma tutanaklarından anlaşılamayan nedenle 8.4.1993 günlü oturumda her parsel hakkında bir dava dosyası düzenlenmesine karar verilerek davaların ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan TEPEBAŞI ve CÜNÜTLÜK mevkiilerindeki dava konusu taşınmazlar hakkındaki davaların birlikte görülmesi 1950 yılından beri toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve tapu kayıtlarına kapsam belirlenmesi bakımından zorunludur.
O halde, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1950/388 ve bu dosyanın birleştiği aynı mahkemenin 1951/407 (Yargıtay bozma kararları ile en son aynı mahkemenin 1986/2107 esas numarasını almıştır) esas sayılı dava dosyasının konusu olan ve fen bilirkişisi Sami Semercioğlunun 2.8.1958 ve 15.11.1960 tarihli krokilerinde gösterilen TEPEBAŞI ve CÜNÜTLÜK mevkiilerindeki taşınmazların kadastro sırasında kaç numaralı parseller olarak işlem gördüğü saptanarak bu parsellere ait tutanak aslı ve eklerinin bulunduğu yerden getirtilmesi, bu parseller hakkında mahkemenin başka esas numaralı dosyalarında açılan davalar varsa onların ve bu davanın mahkemenin 1991/47 esas numaralı dava dosyası ile birleştirilmeli, TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/407 sayılı dosyasındaki Zehra ve arkadaşları aleyhindeki kararın kesinleştiği (Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 24.6.1969 gün ve 2408/3251 sayılı kararının 5.bendinde açıklandığı gibi)o taşınmaz hakkında müdahil olan Müştak Gülalioğulları ile Hazine ve davaya katılan Vakıflar İdaresi ile bu mevkideki taşınmazın kapsadığı parsellerin kadastro tutanaklarındaki tesbit malikleri arasında görülmesi, CÜNÜTLÜK mevkiindeki taşınmaz hakkındaki dava Hazine ile Zehra Tulunoğlu ve arkadaşları ile katılan Vakıflar İdaresi ve bu taşınmazın kapsadığı parsellerin kadastro tutanaklarındaki tesbit malikleri arasında görülmesi gerektiği gözönünde bulundurularak Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.6.1969 gün 2408/3251 sayılı kararının 1, 2, 3, 4.bentleri gereğince araştırma ve uygulama yapılması gerektiği düşünülmelidir.
Diğer taraftan davalı adına tesbiti yapılan çekişmeli parsel ile ondan ayrıldığı bildirilen bir çok parsele Mart 1296 yoklama tarih 31 ila 40 numaralı sicilden gelen Temmuz 1313 tarih 20 ila 29 numaralı tapu kayıtları ve bunların gittisi olan tapular revizyon gösterilmek suretiyle tutanakları düzenlenmiştir. Vakıflar İdaresi taşınmazın Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa'ya ait 6 Recep 994 tarihli vakfiye kapsamında kaldığı iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece, tapu kayıtlarının taşınmaza aidiyeti araştırılmadan görevsizlik kararı ile aktarılan TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaza ait 2.8.1958 tarihli krokinin taşınmaza uymadığı davaya konu parselin vakfiye kapsamında kaldığı gerekçesi ile vakıf adına tescile karar verilmiştir. Dairede aynı gün incelemesi yapılan Bindal köyü 204, 472, 490, 538 numaralı parsellere ait dava dosyaları kapsamından bu parsellere komşu yada yakın komşu olan daha bir çok taşınmazın mahkemenin başka esas numaralı dava dosyalarında hazine ve vakıflar idaresi tarafından aynı nedenle dava konusu edildiği anlaşılmaktadır. Vakfiyenin niteliği konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmamış sıfatı açıklanmadan mütercim Halis Osmanlı'nın 29.4.1998 tarihli vakfın mahiyeti başlıklı yazıda mazbut vakıflar arasına alındığı konusundaki yetersiz ve gerekçesiz mütalaası hükme dayanak yapılmış, tesbitlerin dayanağı tapu kayıtlarının bazılarında Sinan Paşa Vakfı ibareleri bulunduğu halde, bunun mahiyeti araştırılıp, Genel Müdürlükten tapu kayıtları istenmemiş, yerel tapu idaresinden tapu kayıtlarını tercüme eden Veysel Uçkan'ın 11.11.1983 tarihli yazısında tapu kayıtlarının bazı paylarının vakıf defteri 31 numarada yazılı olduğuna işaret edildiği halde bu vakfın Sinan Paşa Vakfı ile ilgisi olup olmadığı araştırılmamış, TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaza ait Hazinenin dayandığı 1/10000 öl çekli olduğu bildirilen 2.8.1958 tarihli ve CÜNÜTLÜK mevkiindeki dava konusu taşınmaza ait 15.11.1960 tarihli krokiler kadastro paftaları üzerine ablike edilerek krokiler kapsamı geniş ve birleşik haritada gösterilmemiştir.
O halde, davanın sağlıklı bir sonuca ulaştırılması için yukarıda değinilen usul hükümleri ile davalı parsel tesbit maliki İsmail ile Ateş arasında ceryan eden ve Ateş lehine sonuçlanıp kesinleşen dava dosyası nazara alınarak Ateş Sarıkaya'nın davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra tesbitin dayanağı Mart 1296 yoklama tarih 31 ila 40 ve Temmuz 1313 tarih 20 ila 29 numaralı tapu kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri üzerindeki vakıf şerhleri ile birlikte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden istenmeli, bundan sonra vakıf hukuku konusunda uzman olan üç kişilik bilirkişi heyetinden taşınmazların mülk arazi mi, yoksa miri arazi olduğu, mülk arazilerin kişilerin özel mülkiyetine tabi olan araziler olacağı, miri arazinin vakfa konu yapılmasının padişahın yetkisinde olduğu, bununda padişah tarafından, yada onun izni ile başkaları tarafından yapılabileceği, miri arazinin tasarruf hakkının padişah veya başka biri tarafından belirli bir amaca tahsisinin sahih olmayan vakıfları oluşturacağı, vakfın niteliği itibari ile sadece akara (gelir) ait vakfiye mi? yoksa zemini kapsayan nitelikte bir vakfiye mi olduğu sorularına cevap veren ayrıntılı ve ilmi verilere dayalı rapor alınmalı, vakfiyede tahminen 6000 çaplık yer, getirdikleri su vasıtasıyla çeltik ziraatine uygun olan yerlerini... ibaresinden ne anlaşıldığı, sadece çeltik ekilen yerlerin vakıf edilip edilmediği açıklığa kavuşturulmalı, tapu kayıtlarının geldilerinde vakıf şehrinin olup olmadığı, var ise bunun tasarruf hakkını nasıl etkileyeceği araştırılmalı, bundan sonra yapılacak keşifte tesbitin dayanağı tapu kayıtları ilk oluşturulduğu sınırlarla yerine uygulanıp kapsamları belirlenmeli, daha önce Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşiflerdeki bilgiler ile bilirkişi krokilerinden yararlanılmalı, özellikle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.6.1969 gün ve 2408/3251 sayılı bozma kararında açıklanan konular üzerinde durulmalı, Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılan davaya konu olan TEPEBAŞI ve CÜNÜTLÜK mevkiilerindeki taşınmazların sınırları içinde kalan parsellerin malikhanelerinin doldurulmasının, yada tapuya tescil edilmesinin, yasal bir sonuç doğurmayacağı göz önünde bulundurularak taraf delilleri ile parsellerin malikhanelerinin açık olduğu nazara alınarak 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller toplanılmalı, uzman bilirkişiden tesbitin dayanağı tapu kayıtları ve vakfiyenin kapsamı ile Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davaya konu TEPEBAŞI mevkiindeki taşınmaza ait 2.8.1958 tarihli CÜNÜTLÜK mevkiindeki taşınmaza ait 15.11.1960 tarihli haritalar kapsamında kalan parselleri bir arada gösterir birleşik krokili rapor alınarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hazine ile davalıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 15.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy