(221 S. K. m. 1) (492 S. K. m. 13) (1086 S. K. m. 151)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; 1219 ve 1223 sayılı parseller hakkında hüküm kurulması, davacı tarafın dayandığı tapu ve vergi kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği saptanarak, 1224 sayılı parselin öncesinin kimin olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıç süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, çekişmeli parsellerin kamu hizmetinin hangi tarihte başladığının araştırılarak 221 sayılı Yasa hükümlerinin uygulama yeri olup olmadığının değerlendirilmesi, tapu ve vergi kayıtlarının usulen uygulanarak sınırlarının niteliğinin kesin olarak saptanması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra dava konusu 1223 sayılı parselin davalı Hazine, 1224 sayılı parselin payları oranında davacı A
Y
mirasçıları, 1219 sayılı parselin tespit tutanağında olduğu gibi davalılar Z
Ö
ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Hazinenin 1219 nolu parselle ilgili hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu parselle ilgili usul ve yasaya ve bozma icaplarına uygun hükmün onanmasına, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca Hazineden harç alınmamasına, 2-1224 nolu parselle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, taşınmazın Ağustos 1319 tarih 51 nolu sicilden gelen Ekim 1954 tarih 13 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş isede, varılan sonuç dosya ve bozma ilamı içeriği ile toplanan delillere uygun düşmemektedir. Sözü edilen kayıtların taşınmaza aidiyeti keşif ve uygulama ile saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Tapu kaydının kapsamı içerdiği kıraç sınırı itibariyle yüzölçümüyle geçerlidir. Bunun sonucu olarak taşınmazın tapu miktarından fazla bölümünün belgesiz olduğunun kabulü zorunludur. Daha önce yapılan keşifler sırasında dinlenen bilirkişi ve tanıklardan bir çoğu taşınmazın bazı bölümlerinin ziraat edildiğinin bazı bölümlerinde hayvan otlatıldığını haber vermişler, davacılardan A
vekili olan kocası M
da 31.5.1959 tarihli keşifte fen bilirkişisi N
tarafından düzenlenen aynı tarihli krokide taşınmazın 60-70 kıratlık kısmını kullandığını bildirerek beyanını imzası ile belgelendirmiş, 4.8.1959 tarihli oturumda da önceki beyanını doğrulamıştır. Usulün 151. maddesine göre belgelendirilen bu beyanlar kendisini ve vekil eden karısını bağlar. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında tapu kaydına, 1224 nolu parselin güney sınırından başlanıp doğudaki iskele yolu ve batıdaki Şahnahan yolu ile bağlantı kurularak yüzölçümü ile kapsam tayin edilip 60-70 kıratlık yerin kaç dönüme tekabül ettiği yerel ve teknik bilirkişiler aracılığı ile belirlenip, belirlenecek bu yerin tapu miktarına ilave edilerek davacı A
Y
ve müşterekleri, geri kalan kısmın Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek taşınmazın tamamının davacılar adına tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün 1224 sayılı parsel ile sınırlı olmak üzere BOZULMASINA, 02.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy