(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Z. ... ile katılan davacılar O. ... ve arkadaşları tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Z. ... tapu kaydına ve kadastro öncesi nedene dayanarak davalıya ait 573 nolu parselin tapu kaydının iptali ve adına tescili isteğiyle dava açmış, O. .. ve arkadaşları aynı nedenle davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Z. ... ile katılan davacılar O. ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ve miras bırakanlarının taşınmazda zilyet olmadıkları ve daha önce aynı yer hakkında açtıkları davanın reddine karar verilip verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava, tapuya dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar dava dilekçesinde tapu kaydının tarihini bildirmekle beraber ay ve sıra numarasını bildirmemişler, yargılama aşamasında da bu husus kendilerinden sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır. Getirtilen kadastro mahkemesinin 1989/817 esasında kayıtlı dava dosyasında davacıların miras bırakanı katip oğlu H. efendi ve A. ... adına kayıtlı Şubat 315 yoklama tarih 115, 116 ve 117 numaralı olmak üzere üç adet tapu kaydı bulunmaktadır. Söz konusu dava sırasında bu kayıtlardan Şubat 315 yoklama tarih 117 nolu kaydın uygulaması yapılmış, diğer kayıtların uygulaması yapılmamıştır. Eldeki iş bu davada ise kayıtların hiç birisinin uygulaması yoluna gidilmemiş nedenlerinin karar yerinde inandırıcı bir açıklaması yapılmamıştır. 1989/817 esas sayılı dosyada yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi 117 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaz içerisinde belli bir yere dört hududu itibariyle uygun olduğunu bildirmiş tapunun kapsadığı yer fen bilirkişileri T. ..., V. .. ve N. ... tarafından ortaklaşa düzenlenen 17.3.1995 günlü raporlu krokide de aynen gösterilmiştir. Tapulu yerlerde zilyetlik mülkiyetin koşulu değildir. Hal böyle olunca davacılardan söz konusu tapu kayıtlarından hangisine dayandıkları açıkça sorulup ona göre uygulama yapılması gerekir. Diğer taraftan 1989/817 sayılı dosyasının tarafları ile iş bu davanın taraflarının tümünün ayniyet arzetmemesi nedeniyle 20.8.1988 gün 1989/817-1998/10 sayılı ilamın işbu tapu iptal ve tescil davasının kadastro mahkemesine ait ilamın tarafları arasında bulunmayan davacılar yönünde kesin hüküm oluşturduğunu kabul etme olanağı yoktur.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacılardan dayandıkları tapu kaydının tarih ve sıra numaraları açıkça sorulup beyanları imzaları ile belgelendirilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişilerle kadastro mahkemesine ait dosyanın keşfinde dinlenen bilirkişiler ve tüm tesbit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazı ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dayanılan tapu kaydı gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları kesin olarak saptanmalı, 115 numaralı tapu kaydının aidiyetinde sahibi senet tarlaları ile Boybeyoğlu ..., 116 nolu kaydın aidiyetinde katip oğlu İ., Z. A., S. V. oğlu H., 117 nolu kaydın aidiyetinde de Sağır Kayadan çıkan dere ve yayla yolunun nereleri olduğunun önem arzettiği dikkate alınarak arazi üzerinde bilirkişi ve tanıklara göstertilerek düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı,gerektiğinde komşu parsellerin kadastro tutanakları ile dayanakları kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır gösterdikleri belirlenerek ona göre uygulama ile ilgili bilirkişi sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, davacıların taşınmaz üzerinde zilyetlikleri bulunup bulunmadığı varsa başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazın tamamını mı yoksa belirli bölümlerini mi zilyet ettikleri bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, 117 nolu kaydın uygunluğunun saptanması ve davacıların zilyetliklerinin de bulunmaması durumunda kaydın kapsamının yazılı sınırlarına göre yüzölçümü ile geçerli olduğu dikkate alınmalı,tapulu yerlerde zilyetliğin mülkiyetin koşulu olmadığı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli,ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Z. ... ile katılan davacı O. ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 11.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy