(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. tespit nedenine, dava dilekçesindeki ileri sürülüşe ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilen bölümünün mera olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Öğretiye, süreklilik arzeden yargısal uygulamalara göre bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için mera tahsis kararı ve kaydının olması, aksi takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Davacılar vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlardır. Vergi kaydının taşınmazın dava edilen bölümüne uygun olduğunu söyleyen yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli olup gerekçeye dayanmamaktadır. Kaldı ki, yazılı sınırlarına göre kaydın her yere uygulama olanağı da bulunmamaktadır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişinin doğum tarihinin ne olduğu tutanağa yazılmamış olması yanında tanığında doğum tarihi itibariyle taşınmazın kadim mera olduğu konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olduğu da düşünülemez. Diğer taraftan fen bilirkişisi raporunda taşınmazın Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden gönderilen ve harita teknisyen memurları Mehmet T. ve Mustafa Ş. tarafından tersim edilen mera paftasındaki yer, konum ve miktarı da gösterilmediği gibi vergi kaydında yazılı sınırlarda belirlenmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması için taraflardan taşınmazı ve yöreyi iyi bilen komşu köylerden olmak üzere elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, aynı yöntemle bilirkişi teminine gidilmeli, önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkla tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan 1958 tarih 112 nolu tahrir kaydı yerel bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, paftasında gözükmeyen ve vergi kaydının doğu sınırında okunan yolun zeminde nereden geçtiği ve belli bir isimle anılan yol olup olmadığı sorulup açıklığa kavuşturulmalı, kaydın batısında okunan boğaz başı ve taşlar ile köy sırtının nereler olduğu keza bilirkişilere göstertilip krokide yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse kimden geldiği, kimin yada kimlerin zilyetlik ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, çayırlık olarak yararlanılması halinde bunun ne şekilde tezahür ettiği konusuna açıklık getirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, karakteri, işleniş tarzı, üzerindeki bitki örtüsü, çayırlık olması halinde bu halin yöreye göre taşınmazın ekonomik amacına uygun iktisap sağlayıcı nitelikte bir zilyetlik olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine gerek keşifte uygulamayı ve vergi kaydının uygunluğu halinde sınır yerlerini aksettirir ve de taşınmazın Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden gönderilen genel konum yeri ve miktarını gösterir geniş kapsamlı kroki düzenlettirilmeli, vergi kaydının taşınmaza uymadığının, taşınmazın dört tarafının kadim mera ile çevrili olduğunun saptanması durumunda taşınmazın öncesinin mera olduğunun kabulü gerekeceği ve kamu orta malı niteliğindeki meraların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 14.3.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy