(3402 S. K. m. 30/2, 27, 5)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında 183 ada 48 parsel sayılı 10317 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Sofu oğlu Osman'ın B. adına tespit edilmiştir. Komisyonda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesinin açık bırakılmasına karar verilmiştir. Davacı Zeliha K. tarafından davalı Zeliha T. ve arkadaşları ile Hazine ve Belediye Tüzelkişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacı Zeliha'nın Hazine ve Belediye Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı davanın husumetten reddine, diğer davalı Zeliha T. ve arkadaşları aleyhine açılan davanın esastan reddine ve dava konusu parselin Sazile T.(S.) adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazine yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. Asliye Mahkemesine verilen dava dilekçesinde taşınmazın öncesinin tapulu olduğu iddia olunmadığına ve davanın da tescil isteğine yönelik bulunmasına göre Hazinenin yasal hasım olduğunda duraksamamak gerekir. Yargılama aşamasında tapu kaydına dayanılmış olması Hazinenin davada sıfatının bulunmadığını yada kalktığının kabulünü gerektirmez. Bu bakımdan Hazine ve Belediyeden de davaya karşı diyecekleri sorulup gösterecekleri deliller toplandıktan sonra bir karar vermek gerekirken bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru değildir.
O halde, Hazine ve Belediyeden davaya karşı diyecekleri sorulup delil göstermeleri için önel verilmeli, davacının dayandığı tapu kaydının uygulaması ile ilgili bilirkişi sözleri soyut olup gerekçeye dayanmadığı ve kayıtların sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği dikkate alınarak yerinde yeniden keşif yapılarak dayanak tapu kaydı gereği gibi yerine uygulanmalı, bilirkişiler tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazda kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulmalı, davanın Asliye Mahkemesinden aktarılması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arz ettiği nazara alınarak gerektiğinden lüzum görülecek deliller re'sen toplanmalı, komşu parsellere revizyon gören kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünün ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, tapu kayıtlarının uymaması ve zilyetlik koşullarının da gerçek kişiler yararına oluşmaması durumunda taşınmazın gerçek hak sahibi Hazine adına tesciline karar verileceği düşünülmeli,yine davacının dayandığı 1938 tarih 1233 tahrir nolu vergi kaydının uygulaması yapılarak taşınmaza ait olup olmadığı saptanmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 28.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy