(3402 S. K. m. 30/2)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 4141, 4142, 4143, 4144 parsel sayılı 3530, 7270, 4490, 4390 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek davalılar adına tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Kayılar Köyü Tüzel Kişiliği tarafından davalılar aleyhine açılmış olan müdahalenin men'i davası kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Hazine, taşınmazların mer'a olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, çekişmeli parsellerin tespit gibi malikleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazlar Asliye Mahkemesinde davalı olmaları nedeniyle tutanaklarının malik hanesinin doldurulmuş olması hukuken değer ifade etmez. Bu bakımdan uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiğinde duraksamamak gerekir. Uyuşmazlık, taşınmazların mer'a olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öğretiye ve devamlılık arzeden yargısal uygulamalara göre bir yerin mer'a olarak kabul edilebilmesi için mer'a tahsis kararı ve kaydının bulunması yada o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir, ayrıca mer'a ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıkların da davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilmesi zorunludur. Somut olayda taşınmazlar ve bulunduğu yöreyle ilgili mer'a tahsis kararı yada kaydı olup olmadığı mercilerinden sorulmamış, dava dilekçesinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.11.1952 tarih 1949/154-1952/262 sayılı ilamlarına dayanıldığı halde dosyası getirtilmemiş ve taşınmazların ilamın konusu olup olmadığı belirlenmemiş, tanık bilgisine başvurulmaksızın tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli ve uyuşmazlığın halline elverişli olmayan sözlerine değer verilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle taşınmazların bulunduğu yer ve yöreye ilişkin mer'a tahsis kaydı ve kararı olup olmadığı Tapu Sicil ve Özel İdare Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup varsa getirtilmeli, Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarda esas ve karar numarası yazılı dava dosyası istenilmeli, dosya bulunamadığı takdirde kararın kesinleşme şerhini içeren onaylı bir sureti celp edilerek dosyaya konulmalı, gerek hazineye ve gerekse davalılara komşu köylerden olmak üzere taşınmazları ve yöreyi bilen yaşlı tanık göstermeleri için önel verilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak tutanaklarda yazılı 1937 tarih 4 tahrir nolu vergi kaydıyla olduğunda mer'a tahsis kararı ve kayıtları ve mahkeme ilamı yine komşu köylerden seçilecek bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, bilirkişiler tarafından bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı değilse, kimden kaldığı, kim yada kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi, sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ilamın, taşınmazlara uygunluğu halinde davalılar yönünden bağlayıcı olup olmadığının ve bunun sonucu olarak taşınmazların öncesinin mer'a olup olmadığı olgusu yönünden delil olarak tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, komşu 4138, 4145, 4150, 4151, 4152 ve 4153 nolu parseller hakkında verilip kesinleşen kararlar bulunduğunda davaya etkisi üzerinde durulmalı ve söz konusu parsellerin kadastro tutanakları ile dayanağı kayıtlar celbedilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır gösterdiklerine bakılmalı, batıdaki Kayı köyü arazisi sınırları içinde kalan komşu parseller krokisine işlettirilip bu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar istenerek bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/2 maddesi uyarınca halli gereken bir nitelik arzettiği gözetilerek mahkemece lüzum görülecek deliller re'sen toplanmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmazların nitelikleri, öncesinin mer'a olup olmadığı, toprak yapısı, işleniş tarzları ve süresi ile ilgili gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların mer'a olmadığının ve davalılar yararına da zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığının belirlenmesi durumunda gerçek hak sahibi hazine adına tesciline karar verilmesi gerekeceği gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Katılan Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 14.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy