(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı hazine adına oluşan ve bilahare kayden katılan Yakup'a intikal eden tapu kaydının iptal ve tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dayandığı tapu kaydının taşınmaza uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastroca taşınmaz ham toprak niteliği ile hazine adına tespit edilmiş, davacı kadastro öncesi tapu kaydına dayanarak hazine adına oluşan tapu kaydının iptalini istemiştir. Daha önce Pınarlar köyü tarafından Mustafa ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve hazinenin de tapu kaydına dayalı olarak katılmış olduğu elatmanın önlenmesi davasının ( 1980/73 esas sayılı ) yapılan yargılaması sonunda, dava konusu 103 ada 1 nolu parselle birlikte dava dışı 102 ada 4 ( sonradan 8-9 parsel numaralarını almıştır ) nolu parselin davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı, davalı taraf tapusunun hazinenin dayandığı 18.4.1969 tarih 98 nolu tapu kaydından daha eski tarihli olduğu düşüncesi ile davanın reddine karar verildiği ( 26.5.1982 gün 1980/73-1982/65 sayılı ) ve verilen kararın kesinleştiği getirtilen dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır. İlamların ve krokisinin dava konusu taşınmazla yukarıda ada ve parsel numaraları bildirilen taşınmazları kapsadığı keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Eylemli durumda davalı tapusunun sınırında okunan Sarız ırmağının taşınmazın güney sınırını teşkil etmesi, aradaki Tufanbeyli yolunun sonradan açılması ve batıdaki Fıratın yolu ile kuzeydeki Hacı yerinin afazi üzerindeki yer ve konumları nazara alındığında mahkemenin taşınmazın davacı taraf tapusu kapsamında kalmadığı yolundaki görüşüne katılma olanağı bulunmamıştır. Tapulu yerlerde zilyetlik mülkiyetin koşulu değildir. Gerek davacı taraf ve gerekse davalı Hazine işbu davada da daha önce Asliye Mahkemesinde görülüp sonuçlanan davadaki kayıtlara dayanmışlardır. İlamın, taraflarını bağlayacağından uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerektiğinde duraksamamak gerekir. Kesin hüküm kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece re'sen ( kendiliğinden ) dikkate alınması gerekir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar Mustafa ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy