(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın reddine ilişkin Erdemli Kadastro Mahkemesinden verilen 28.11.2000 gün ve 1995/1532-2000/232 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Mustafa Aşık ve müşterekleri vekili Av.Mehmet Güler ile Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 20.11.2001 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden Hazine vekili Av. Faik Tanlık geldi karşı tarafın gelmediği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tespit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 186 ada 8 parsel sayılı 75803.50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satınalma, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Cennet Uysal ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Şükrü Yılmaz'ın irsen intikal, bağış ve zilyetliğe, Mehmet Dölek'in irsen intikal ve zilyetliğe, Mustafa Aşık ve arkadaşlarının ise tapu ve vergi kayıtları ile mahkeme kararı irsen intikal, taksim ve zilyetliğe dayanarak açmış oldukları davalar birleştirilerek görülmüştür. Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden taşlık, kayalık, çalılık olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacı Mustafa Aşık ve arkadaşları ile Şükrü Yılmaz'ın davalarının reddine, davacı Mehmet Dölek ve katılan Hazinenin davalarının 29.4.1998 günlü rapora bağlı kalınmak suretiyle kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu parselin anılan rapor ve krokisinde ( A ) harfiyle gösterilen 2161.80 metrekarelik kısmının davacı Mehmet Dölek, ( B ) harfiyle gösterilen 73641.70 metrekarelik kısmının ise katılan Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Mustafa Aşık ve arkadaşları ile katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar Mustafa Aşık, Hasan ve Mehmet Tekgöz adlarına ortak vekilleri tarafından yasal süresi içerisinde hüküm temyiz edilmiş ise de; dosya içeriğine, toplanan delillere, adı geçen davacıların tapu kaydı ve zilyetlik ile irsen intikal ve rızai taksime dayanarak taşınmazın 1/3'er oranda adlarına tescili istemiyle dava açmalarına, davacılardan Hasan ve Mehmet Tekgöz'ün 7.3.2000 tarih ve aynı günlü hakim havalesi bulunan dilekçeleri ile davadan feragat etmelerine ortak feragat dilekçelerindeki imzaların Hasan ve Mehmet Tekgöz'e ait olduğunun dilekçenin veriliş tarihinde mahkeme ilgililerince kimlik tespiti yapılmak suretiyle saptanmasına, feragat beyanlarının iradeyi fesada uğratan hata, hile ve ikrah gibi nedenlerden ileri geldiğinin iddia edilip kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacılardan Hasan ve Mehmet Tekgöz'ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA,
2- Davacı Mustafa Aşık ile katılan Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastroca taşınmaz satınalma, bağış ve zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tespit edilmiş, davacı Mustafa Aşık taşınmazın 1/3'ü için tapu ve vergi kayıtları ile mahkeme kararına ve zilyetliğe, Mehmet Dölek taşınmazın tamamı için irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar, hazine ise taşınmazın taşlık, kayalık çalılık gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve kazanma koşullarının da oluşmadığı iddiası ile davaya katılmıştır. Şu hale göre uyuşmazlık, taşınmazın dayanılan tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı ve tapuların uymaması halinde zilyetlikle iktisap koşullarının davacılardan hangisi yararına gerçekleştiği yönlerinde toplanmaktadır. Davacı Mustafa Aşık'ın dayandığı şubat 1302 yoklama tarih 32, 33 ve 34 nolu kayıtlar ilk tesisinden itibaren gittileri ile birlikte istenmemiş, tasdikli yada tasdiksiz yoklama kayıtları olup olmadığı mercileri nezdinde araştırılmamış ve davacının kayıtların malikleri ile irsi yada akdi ilişkisi belirlenmemiş, taşınmazda kimin zilyet ettiği ve zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi de gereği gibi araştırılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, yukarıda sözü edilen tapu kayıtları örnekleri eklenmek suretiyle tesis ve intikalleri ile birlikte yerel Tapu Sicil Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından getirtilmeli, genel müdürlükten ayrıca kayıtların tasdikli yada tasdiksiz yoklama kayıtları olup olmadığı sorulmalı, daha sonra tapu kayıt malikleri ile davacı Mustafa Aşık'ın akdi yada irsi bağlantıları sağlanmalı, varsa veraset ilamı ibraz ettirilmeli, yoksa nüfus kayıtları getirtilmeli, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra önceki keşifte ve duruşmalarda dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazı ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile dayanılan tapu kayıtları gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları belirlenmeli, bilirkişilerce gösterilen sınırlar fen bilirkişisince düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, tasdikli yoklama kayıtlarının tapu hükmünde olduğu, tasdiksiz yoklama kayıtlarının ise zilyetlik belgesi olarak kabulü gerektiği düşünülmelidir.
Bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim yada kimler tarafından zilyet edildiği, zilyetliklerinin taşınmazın tümünde mi yoksa belli bir bölümünde mi olduğu, zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda usulüne uygun biçimde giderilmeli, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.6.1953 tarih 1951/587-1953/311 sayılı ilamının uygulaması yapılarak taşınmaza ilişkin olup olmadığı, ilişkin olması halinde ilamın taraflarının iş bu davanın tarafları ile bağlantısının ne olduğu bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, tapuların uyması halinde diğer davacı Mehmet Dölek'in zilyetliği ve süresine göre hukuki değerini koruyup korumadığının karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, taşınmazın niteliği ve zilyetlik süreleri ile ilgili bilirkişi ve tanık sözleri ziraatçi bilirkişi kurulu tarafından verilen rapora aykırı düştüğünde aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar dikkate alınmalı, davacı Mustafa Aşık'ın davasının taşınmazın 1/3'üne yönelik olduğu gözönünde bulundurulmalı, varsa aynı kayıtlara dayanılarak açılan davaların birleştirilmesi gereği tartışılmalı ve ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Mustafa Aşık ile katılan Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için takdir edilen 6.000.000 lira avukatlık ücretinin davacılar Hasan ve Mehmet Tekgöz'den alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen Hazineye verilmesine, aşağıda dökümü yazılı davacılar Hasan ve Mehmet Tekgöz'e ait 3.240.000.TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 20.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy