(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Mehmet Metin mirasçısı Feramuz metin ile davalı Abdullah Metin tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 104 ada 114, 189, 362, 369, 105 ada 1, 65, 106 ada 130, 132 ada 254, 255, 138, 155, 136 ada 77, 80, 118 ada 42, 124 ada 167 parsel sayılı sırasıyla 17621, 4110, 12300, 2500, 12641, 7300, 2157.60, 7108, 8322, 10628, 7520, 15000, 10800, 16334 ve 74432 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 104 ada 114, 189, 362, 369, 105 ada 1, 65, 132 ada 254, 138, 155, 136 ada 77, 80 parsel sayılı taşınmazlar ½'şer pay Mehmet Metin, ½'şer pay Fevzi Metin mirasçıları, 132 ada 255 parsel sayılı taşınmaz Şehriye Ukal ve arkadaşları, 106 ada 130 parsel sayılı taşınmaz Mehmet Metin, 118 ada 42 parsel sayılı taşınmaz Fevzi Metin mirasçıları, 124 ada 167 parsel sayılı taşınmaz Fevzi oğlu Sezai Metin ve Kazımoğlu Mehmet Metin adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Mahir Batmaz taşınmazların ortak muris Kazım'dan irsen intikal ettiği ve annesi Çiçek'ten dolayı miras payı bulunduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, 132 ada 255 sayılı parsel hakkındaki davanın tefrikinden sonra davacının 106 ada 130 sayılı parsel hakkındaki davanın reddine, diğer parseller hakkındaki davanın kabulüne ve dava konusu 106 ada 130 sayılı parselin tesbit malikleri adına, 104 ada 114, 189, 362, 369, 105 ada 1, 65, 132 ada 155, 254, 136 ada 77, 80, 118 ada 42, 124 ada 167 sayılı parsel taşınmazların tesbitlerinin iptali ile Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.2.1999 tarih ve 1997/224-1999/34 karar sayılı veraset ilamındaki hissesi oranında davacı Durmuş oğlu Mahir Batmaz, kalan kısımların ise tesbitteki gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Mehmet Metin mirasçısı Feramuz Metin ile davalı Abdullah Metin tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacı, taşınmazların dedesi Kazım Metin'den kaldığını ve bu nedenle annesi Kazım kızı Çiçek'ten dolayı miras hakkı bulunduğunu ileri sürerek payının adına tescilini istemiş, davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır. Tarafların Medeni Yasanın yürürlüğünden önce ölen Kazım Metin'in mirasçıları oldukları dosyaya örneği ibraz olunan veraset belgesi ile sabit olduğu gibi aksi yönde bir iddiada ileri sürülmemiştir. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazların davacının kök miras bırakanı Kazım Metin'den kalıp kalmadığı, Kazım Metin'den kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği yönlerinde toplanmaktadır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişinin sözleri soyut içerikli ve uyuşmazlığın halline elverişli bulunmamaktadır. Ayrıca tespit bilirkişilerinden yalnız Ali Yıldırım'ın dinlenilmesi ile yetinilmiş diğerleri dinlenilmemiş, usule aykırı olarak taşınmazların başında dinlenilmesi gereken davacı tanıkları da duruşmada dinlenilmişlerdir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde öncelikle davalılardan davaya karşı diyecekleri ve özellikle taşınmazların ortak miras bırakanı Kazım Metin'den kalan yerlerden olduğu yolundaki davacının iddiasını kabul edip etmedikleri, Kazım Metin'den kalmaması halinde kendilerine kimden intikal ettiği açıkça sorulmalı, ve savunmaları doğrultusunda taşınmazları iyi bilen tanık göstermeleri için önel verilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tüm tesbit bilirkişileri ile davacı tarafından gösterilen tanıklar ve davalılar tarafından gösterilecek tanıklar eşliğinde taşınmazların başında yeniden keşif icra edilerek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların Kazım Metin'den mi yoksa 3 kişilerden kalan yerler mi olduğu, Kazım Metin'den kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmiş se hangi tarihte yapıldığı, tüm mirasçıların yada temsilcilerinin taksime katılıp katılmadıkları her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiği, taşınmazların her birinde kimin zilyet ettiği, zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi, uzun süreli zilyet olmaları halinde bu duruma diğer mirasçıların sessiz kalıp çekişme yaratıp yaratmadıkları olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, her bir mirasçıya verilen taşınmazların parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenmeli ve tesbit nedenlerine bakılmalı, Metin'in ölümünü takiben mirasçıların ayrı ayrı taşınmazları zilyet etmeleri ve zilyetliğin uzun süreye ulaşıp bu zaman zarfında çekişme yaratılmamış olmasının taksimin karinesi sayılması gerekip terekenin taksim edilmediğini kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa düşeceği gözönünde bulundurulmalı, gerektiğinde yukarda açıklanan hususlarla ilgili olarak komşu parsel maliklerinin yada zilyetlerinin tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi kabule göre de 132 ada 138 numaralı parsel hakkında sicil oluşturmaya esas olacak şekilde karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Mehmet Metin mirasçısı Feramuz Metin ile davalı Abdullah Metin'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile 104 ada 114, 189, 362, 369, 105 ada 1, 65, 132 ada 55, 254, 136 ada 77, 80, 118 ada 42, 124 ada 167 nolu parsellerle ilgili hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 30.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy