(3402 S. K. m. 19)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 166 ada 4 ve 14 parsel sayılı sırasıyla 160 ve 70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 14 nolu parsel AÇ., 4 nolu parsel ise S.Ç. ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde M.Ç. ve arkadaşları vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların ortak miras bırakan 23.11.1951 yılında ölen S.Ç. 'ndan kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık, S.ç. terekesinin geçerli bir biçimde taksim edilip edilmediği yönündedir. Dava dilekçesi bu yönden tam bir açıklık arz etmemektedir. Davacıdan davasının miras payına mı yönelik olduğu yoksa, S.Ç. terekesinin taksim edildiği ve taşınmazın kendisine mi isabet ettiği konusu sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır. Yerel bilirkişinin ve tanıkların beyanları da soyut içerikli olup, uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Diğer taraftan taşınmazlar içerisindeki evlerin miras bırakan S. tarafından mı yoksa ölümünden sonra mirasçıları tarafından mı yapıldığı da keza bilirkişi ve tanıklardan sorulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece öncelikle davacıdan davasının miras payına mı yönelik olduğu yoksa S.'ın ölümünü takiben terekesinin taksim edilip kendisine mi isabet ettiği sorulmalı, taksimen kendisine kaldığını bildirmesi halinde iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olacağı düşünülerek gerek davacıdan ve gerekse savunması doğrultusunda davalı taraftan taşınmazları ve öncesini iyi bilen tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak, S.ç. 'nun ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmişse tarihi, tüm mirasçılarının yada temsilcilerinin katılıp katılmadıkları, her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz verildiği, taşınmaz verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiği, taşınmazlarda kim yada kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, içerisindeki evlerin S. tarafından mı yoksa mirasçıları tarafından mı yapıldığı, tespit tarihine kadar taşınmazda davalıların zilyet olmaları ve bu duruma diğer mirasçıların sessiz kalıp çekişme yaratmamaları halinde yörede bu durumun neyin sonucu olduğu olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gerektiğinde lüzum görülecek deliller re' sen toplanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazlar içerisindeki evlerin mirasçılarca yada bir kaçı tarafından yapılması halinde iştirak halinde mülkiyet durumunda 3402 sayılı Kadastro Yasasının 19. maddesine göre mirasçıların birbirlerine karşı üçüncü kişi sayılmayacakları dikkate alınmalı, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 18.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy