(3402 S. K. m. 9, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak mera olarak sınırlandırılan 149 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 8750 metrekarelik kısmının iptali ile Hazine adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve 149 ada 2 numaralı mera parsel kaydının iptali ile bu parselin fen bilirkişi Osman Ş.'in 3.1.2001 tarihli raporlu krokisinde C harfi ile gösterilen 1600 metrekarelik kısmın ayrılarak dere olarak tespit harici bırakılmasına, B harfi ile gösterilen 2200 metrekarelik kısmında ayrılarak 101 ada 74 nolu parsele ilavesine, krokisinde D harfi ile gösterilen 11000 metrekarelik kısmın 149 ada 2 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmasına, kadastro sırasında dere olarak bırakılan ve krokide A harfi ile gösterilen 1900 metrekarelik kısım, 101 ada 74 sayılı parsele ilavesine ve bu parsel yüzölçümünün 39100 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hazine tapusunda yazılı miktar ile hazine adına tespit edilen 74 nolu pareselin ve de buna eklenen krokide A ve B ile işaretli yerlerin yüzölçümleri toplamı arasındaki farklılığın toprak tevzi komisyonu çalışmaları sırasında yapılan hesaplama hatasından kaynaklandığının, kaydın sınırında okunan derenin krokide C ile gösterilen yer olduğunun saptanması karşısında kaydın D ile işaretli bölüme şümulü'nün olmadığının anlaşılmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Ancak, davaya konu 149 ada 2 nolu parselin kadastro sırasında belirlenen yüzölçümünün 16700 metrekare, 2 nolu parsel içerisinde kalan B, C ve D ile işaretli yerlerin yüzölçümleri toplamının 14.800 metrekare olması karşısında kalan 1900 metrekarelik yerin taşınmazın hangi bölümüne ilişkin olduğunun ve eksikliğin nereden kaynaklandığının hüküm ve karar yerinde gösterilmeyerek infazda duraksama yaratılmış olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları bu yönden yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü BOZULMASINA, 18.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy