(3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 91)
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılar Ali, Bayram A. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 2370 ve 2371 parsel sayılı 17.086 ve 11.994 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ayrı ayrı davacılara ait tapu kaydı bulunduğu belirtilerek 6831 sayılı yasanın 1744 sayılı yasa ile değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacılar Ali, Bayram. A. daha öncesi uygulamada taşınmazın 22.788 m2 yüzölçümüyle ormanla ilgili olmadığının saptandığını 1744 sayılı yasanın yanlış uygulandığını ileri sürüp tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mustafa K. ve arkadaşları tarafından davalı Hazine aleyhine açılan 2371 sayılı parsele ait tapunun iptali ve tescili davası görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Davaların birleştirilerek yapılan yargılama sonunda mahkemece davacılar Mustafa K. ve arkadaşlarının davanın görev nedeniyle reddine, merci tayini istenmesine davacılar Ali Bayram A.'ın 2371 sayılı parsele yönelik davalarının feragat nedeni ile 2370 sayılı parsele yönelik davaların esastan reddine, 2370 sayılı parselin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar Ali, Bayram A. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmazlar Hazine adına tesbit edilmiş, davacı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Uyuşmazlık kayıtların taşınmaza uyup uymadığı uyması halinde kapsamının tayini yönünde toplanmaktadır. Davacıların dayandığı Eylül 1972 tarih 1 nolu tapu kaydı T.sani 1300 tarih 8 nolu sicilden gelmekte olup ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen hükme dayalı olarak ifrazen oluşturulmuştur. Yapılan keşiflerde yerel bilirkişilerin gerek kök tapu kaydının ve gerekse dayanak tapu kaydının uygulanması ile ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye dayanmaları ve bunların yerlerine uygulanmasının mümkün bulunduğu hallerde kaydın kapsamının harita, plan ve krokideki sınırlara değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. Sulh Hukuk Mahkemesinin ilamları ve ona göre kayden satın alma sonucu adlarına oluşan tapu kaydının davacıları bağlayacağında duraksamamak gerekir. Ortaklığın giderilmesi ile ilgili davada düzenlenen ifraz haritalarının uygulanma olanağı bulunmadığını bildiren fen bilirkişilerinin 19.7.1999 günlü raporları gerekçeden yoksun olup uyuşmazlığın çözümüne elverişli değildir. Davacılar ile orman idaresi arasında görülen dava sonunda verilen kararın ilamın tarafı olmayan Hazine yönünden bağlayıcılığı düşünülemez. Kaldı ki karar işin esası ile ilgili de değildir. Diğer tarafından mahkemece davacıların 2371 nolu parselden feragat ettikleri kabul edilmişse de, duruşma tutanaklarına geçen beyanların usulün 91 ve takip eden maddeleri ve kesin hükmün sonuçlarını doğuran nitelikte bir feragat olduğunu kabul etme olanağı yoktur. Zira davacılar 2371 nolu parselin tapularının miktarı dışında kalan bölümleri hakkında itirazlar olmadığını bildirmişlerdir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması için öncelikle davacıların tapusunun dayanağını teşkil eden Sulh Hukuk Mahkemesinin 1948/198-1953/189 karar sayılı dava dosyası getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazları ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile gerek davacıların dayandığı tapu kaydı ve gerekse geldisi olan T.Sani 1300 tarih 58 nolu kök tapu kaydı gereği gibi yerine uygulanmalı, 1300 tarih 58 nolu tapu kaydının aidiyetinde sahibi senet ve tahtacı çayı, Eylül 19.9.1972 tarih 1 nolu tapu kaydının aidiyetinde köpekli çayı ve su arkı sınırlarının arazi üzerindeki yerlerinin belirlenmesinin gerektiği dikkate alınmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, ortaklığın giderilmesine ilişkin dosyanın bulunması halinde sözü edilen dosyada yapılan, keşif sırasındaki kaydın uygulanması ile ilgili bilirkişi sözleri değerlendirmede dikkate alınmalı, 2/B uygulamasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1744 sayılı yasada orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden tapulu olanların sahiplerine iade edileceği öngörülmekle taşınmazların 2/B ile çıkarılan bölümleri bulunduğu takdirde tapu kaydına değer verilmesi gerektiği düşünülmeli, birisi tapu fen memuru ikisi harita mühendisi olmak üzere üç kişiden oluşturulacak fen bilirkişi kuruluna ortaklığın giderilmesi ile ilgili ifraz haritaları ile kadastro paftalarının ölçekleri eşitlettirilip uygulama yaptırılarak buna göre davacılar adına kayıtlı Eylül 1972 tarih 1 nolu tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, yapılacak uygulamada, fen bilirkişisi Ahmet S. tarafından düzenlenen 3.6.1983 tarihli kroki ile orman yüksek mühendisi Hüseyin D. tarafından düzenlenen 21.3.1986 tarihli krokilerden yararlanılmalı, kayıtların taşınmazlara uyması halinde davacıların davalarının 22788 metrekare ile sınırlı olduğu da nazara alınmalı, bilirkişi ve tanıklardan davacıların zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacılar Ali ve Bayram A.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 04.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy