(3402 S. K. m. 13/B-b)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Mustafa A. vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 103 ada 139, 168 ada 13 parsel sayılı 7475, 77033 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Mustafa A. adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacılar Hikmet G. ve müşterekleri taşınmazların babaları Hasan Hüseyin G.'ya ait olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Mustafa A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastroca taşınmazlar satın alma ve zilyetliğe dayalı olarak Mustafa A. adına tespit edilmiş, davacılar taşınmazların babaları Şaban oğlu Hasan'dan kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, davalı vekilince verilen 10.9.1996 tarihli dilekçe içeriğine ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Şaban'dan kalan yerler mi, yoksa davacıların babası Şaban oğlu Hasan'ın özel mülkü mü olduğu, Şaban'dan kalması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmemiş ise mirasçılardan hangilerinin paylarını sattığı yönlerinde toplanmaktadır. Davacılar taşınmazların babaları Hasan'dan kendilerine kaldığını ileri sürmekle beraber davalı vekili yukarıda tarihi bildirilen dilekçelerinde taşınmazların ortak miras bırakan Şaban'dan kalıp 1957 yılında yapılan taksimde davacılardan Dursun'a isabet ettiğini, onun 29.3.1981 tarihli senetle satışı ile Adem'e geçtiğini ve ondan da müvekkilinin satın aldığını bildirmiştir. Bilirkişi ve tanıkların taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, Şaban terekesinin taksim edilip edilmediği, mirasçılarından hangilerinin paylarını sattığı konularındaki beyanları da çelişkili olmasına karşın aykırılığın giderilmesine çalışılmamış dosyaya ibraz olunan senetlerin uygulaması yapılarak taşınmazlara ait olup olmadıkları kesin olarak saptanmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, O halde öncelikle ortak miras bırakan Şaban'ın vukuatlı ölüm tarihini de gösterir aile nüfus kayıt tablosu getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla tüm tespit bilirkişileri hazır edilmek suretiyle yerinde yeniden keşif yapılarak 29.3.1981, 20.4.1981, 21.9.1980, 23.3.1981 ve 29.10.1987 tarihli senetlerin yerel bilirkişi aracılığıyla ayrı ayrı uygulaması yapılarak taşınmazlara ait olup olmadıkları kesin olarak saptanmalı, sınırları ile ilgili olarak gerektiğinde tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların ortak miras bırakan Şaban'dan kalan bir yer mi, yoksa Şaban'ın oğlu 1954 yılında ölen Hasan Hüseyin'in özel mülkü mü olduğu, Şaban'dan kalma ise terekesinin mirasçılar arasında geçerli bir biçimde taksim edilip edilmediği, edilmiş ise tarihi, mirasçıların tümünün ya da temsilcilerinin taksime katılıp katılmadıkları, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçıların ne şekilde razı edildiği, davaya konu taşınmazların kime isabet ettiği, terekenin taksim edilmemesi halinde mirasçıların paylarını satıp satmadıkları, satmış iseler kimlerin kime sattığı, davalının zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi, olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, davacıların taksim tarihinde yaşlarının küçük olmaları halinde kendilerini temsilen kimin hareket ettiği, keza sorulup açıklığa kavuşturulmalı, taşınmazların Şaban'dan terekesinin taksim edilmemesi durumunda mirasçılar arasında zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceği dikkate alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı ve gerektiğinde re'sen lüzum görülecek deliller toplanmalı, satış senetlerine değer verilip verilmeyeceğinin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, taksimde her bir mirasçıya verilen yerlerin parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenerek bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; 20.5.1997 günlü keşif sırasında 13 nolu parselin krokisinde A ile işaretli bölümünün ortak miras bırakan Şaban'dan kalmayıp davalı Mustafa'nın babasından kalma yeri olduğu davacılar tarafından kabul edilip beyanlarının doğruluğu imzaları ile belgelendirilmesine karşın bu hususunda göz ardı edilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Mustafa A.'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 01.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy