(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; 11.3.1970 tarih 25 sıra nolu tapu kaydının dayanağı tescil dosyasının bulunması, dosya bulunamadığı takdirde ilamın krokisinin onaylı bir örneğinin merciinden getirtilmesi 9 tahrir nolu vergi kaydının özel idareden istenmesi yerinde yeniden yaşlı ve yansız yerel ve teknik bilirkişiler ile tapu ve vergi kayıtlarının gereği gibi uygulanması tescil ilamının kesinleştiği ve tapuya işlendiği tarih ile kadastro tespiti tarihi arasında yasada öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediğinin dikkate alınması, delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sora davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama dahi hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Temyize konu 143 ve 251 nolu parseller Asliye mahkemesinde davalı oldukları nedeniyle malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı N. Ergün ve ölümü ile mirasçıları, taşınmazların tapuda ve vergide kayıtlı yerleri olduklarını ve taksimen kendilerine isabet ettiği iddiasında bulunmuşlardır. Dayandıkları 11.3.1970 tarih 25 nolu tapu ile 1937 tarih 9 ve 10 tahrir nolu vergi kayıtlarının taşınmazlara uygunluğu yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık, tapu kaydının kapsamının tayininde toplanmaktadır. Belediye inşaat fen memuru İ. Öcalan tarafından düzenlenen 6.2.1970 günlü tescil krokisi ve kadastro paftasından, Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.9.1968 tarih 1966/163-1968/173 sayılı ilamlarının hüküm fıkrasının 3. sırasında sınırları yazılı yerin fen bilirkişisi İbrahim İpek tarafından düzenlenen krokide 143 ve 251 nolu parsellerin kırmızı renkle taralı, 4. sırasında sınırları yazılı yerin ise 143 ve 251 nolu parselin taranmayan bölümleri olduğu izlenimi doğmuştur. Ne var ki aynı fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda bu hususta yeterli ve doyurucu bir açıklık bulunmamaktadır. Tapu kaydı tescil ilamına dayalı olarak oluşturulduğuna göre ilamın ve ona göre oluşturulan kaydın N. Ergün ve mirasçılarını bağlayacağında duraksamamak gerekir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin harita ya da krokiye dayanmaları ve bunların da yerlerine uygulanmasının mümkün bulunduğu hallerde kaydın kapsamının harita plan ve krokideki sınırlara değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. Kaydın güney sınırı mayınlı saha okuduğuna göre kapsamının yüzölçümü ile geçerli olduğu kuşkusuzdur. Bozma ilamları üzerine tapudan gönderilen komşu 238 nolu parselin tapu kaydına dayalı olarak hazine adına tespit edildiği, 30.9.1970 tarih 42 nolu tapu kaydının doğu sınırının para para karyesi takımı, kuzey sınırının N. Ergün uhdesinde kalan müfrez tarla olarak okuduğu, iktisap sebebi bölümünde de H. oğlu N. Ergün'ün tapulu mülkü iken, 80320 metrekare bir ve 66668 metrekare bir olmak üzere ikiye ifraz edilerek 66668 metrekarelik kısmın uhdesinde ipka (bırakılarak) 80320 metrekarelik kısmının kaymakamlığın 14.9.1970 günlü yazılarına istinaden hazine adına tesciline karar verildiğine yer verilmiştir. Hazine adına kayıtlı tapu kaydı da ifrazen oluşturulduğuna göre kapsamının ifraz haritasına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönde de fen bilirkişisine uygulama yaptırılmamış ve kroki düzenlettirilmemiştir. Diğer taraftan tescil ilamının kesinleştiği tarih ile kadastro tespit tarihi arasından 20 yıllık süre de geçmemiştir. Ortada tescil ilamına dayalı olarak oluşturulan bir tapu kaydı bulunduğuna ve ilamda davacıya bağlayacağına göre taşınmazların değişmez sınırlı vergi kaydı kapsamında kaldığı nedeniyle taşınmazların tümünün davacı adına tescil yoluna gidilmesi doğru değildir. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle hazine adına kayıtlı 30.9.1970 tarih 42 nolu tapu ile ilgili ifraz haritası getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tutanak bilirkişileri hazır edilmek suretiyle yerinde yeniden keşif yapılarak davacıların dayandığı tapu kaydı ile hazine adına olan tapu kayıtları ve haritaları birisi tapu fen memuru diğer ikisi harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla uygulaması yaptırılarak kapsamları belirlenmeli, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarına kapsam belirlerken kuzeydeki çaydan başlamak üzere doğudaki yol ve batıdaki 250 nolu parsel ile bağlantı kurulması gerektiği dikkate alınmalı, kayıt miktar fazlası üzerinde tescil ilamının kesinleştiği tarih ile tespit tarihi arasından 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediği gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişilerine kadastro paftası ile tescil krokisinin ölçüleri işlettirilmek suretiyle uygulama yaptırılıp ona göre raporlu kroki düzenlettirilmeli, davacıların mülkiyet haklarının tapudaki ve hazine adına kayıtlı tapuda geçen 66668 metrekare ile sınırlı olduğu nazara alınmalı, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy