(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılardan Cafer E. ve davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; dava konusu 1188 parsel 286 parsele uygulanan tapu kaydının 1174 parsel 10 parsele uygulanan tapu kaydının 1181 parsel 149 parsele uygulanan tapu kaydının 1198 parsel 316 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edildiği, 1188 ve 1198 parsellerin kuzeyinde 315 sayılı mer'a parselinin bulunması tutanağının kesinleşmesi, 1181 parselin doğu bitişiğinde 272 nolu mer'a parselinin bulunması, nizalı parsellere komşu diğer parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmemesi, 1174 parselin kuzeyindeki 146 parsel tutanağı ile diğer tutanaklar getirtilmediği için mer'a bulunup bulunmadığının anlaşılmaması, civar parsel tutanak ve dayanaklarının nizalı taşınmaz yönünü nasıl gösterdiğinin araştırılması, ve mer'a parsellerinin varlığı da dikkate alınarak taşınmazların meraya el atılmak suretiyle kazanılıp kazanılmadığı yönü üzerinde durulması ve sonucuna göre karar verilmesi, gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu taşınmazların mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm davacılardan Cafer E. ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra taşınmazların öncesinin mer'a olduğu düşüncesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma, inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taşınmazların mer'a olup olmadığı yönündedir. Kadastro sırasında 990 nolu parsel 989 nolu, 1198 nolu parsel 316 nolu, 1188 nolu parsel 286 nolu, 1174 nolu parsel 10 nolu, 1181 nolu parsel ise 149 nolu parsele revizyon gören tapu kayıtlarının miktar fazlası oldukları nedeniyle Hazine adına tespit edilmişler, davacı Hasan E. taşınmazların tapulu yerleri olduğunu ve zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek iptal ve tesçil isteğinde bulunmuşlardır. 5.11.1956 tarih 19 sıra nolu tapu kaydının 989 ve 990, 5.11.1956 tarih 23 nolu tapu kaydının 316 ve 1198 nolu, 5.11.1956 tarih 25 sıra nolu tapunun 286 ve 1188, aynı tarih 20 sıra nolu tapu kaydının 10 ve 1174, keza aynı tarih 17 sıra nolu tapu kaydının 149 ve 1181 nolu parsellere uyduğu yerel bilirkişi tarafından haber verilmiştir. Söz konusu kayıtların sınırları arasında meraya yer verilmemekle ve komşu parsele revizyon kayıtlarında taşınmazlar yönünün mer'a olmamakla beraber eylemli durumda taşınmazların sınırlarında kesinleşen mer'a parselleri bulunduğuna göre taşınmazların öncesinin mer'a olup olmadığı yada mer'a dan kazanılıp kazanılmadığının yeterince araştırılması gerekir. Öğretiye ve devamlılık arzeden yargısal uygulamalara göre bir taşınmazın mer'a olarak kabulü için hakkında mer'a tahsis kararı yada kaydın olması yada o yerin öncesi bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir. Ayrıca mer'a ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı olmayan komşu köy yada mahallelerden seçilmeleri zorunludur. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi komşu köyden olmakla beraber sözleri soyut içerikli, tanık ise taşınmazların bulunduğu köyden olması yanında doğum tarihi itibariyle taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığı konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olduğu söylenemez.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazları ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, aynı yöntemle yerel bilirkişi temini yoluna giderilmeli, taşınmazların bulundukları yörelerde toprak tevzi komisyonunca çalışma yapılıp yapılmadığı mercilerinden sorulup olduğunda tutanak ve haritaları istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkla, tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığı, değilse kimlerden kaldığı, davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, yöre ile ilgili toprak tevzi komisyonunca düzenlenen mer'a haritaları ve krokileri ile tahsis kararı bulunduğunda, yerine uygulanarak taşınmazların mer'a parseli ve tahsis kararı kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, bir yerin sınırında mer'a olmasının tek başına o yerin öncesinin mer'a olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği düşünülmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların toprak yapıları ve karakterleri, bitki örtüleri, işleniş tarzı ve süresi, öncesinin mer'a olup olmadığı, bitişik mer'a parselleri ile ayırıcı unsurların ne olduğu ve aralarında değişmez ve doğal sınırlar bulunup bulunmadığı konularında teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporu ile aykırılık doğduğunda giderilmesine çalışılmalı, dayanak tapu kayıtlarının sınırları ile komşu parsele revizyon gören kayıtların taşınmaz yönünü mer'a okumaması ve ayrıca aynı şekilde tespitleri yapılan komşu 1180, 1189 ve 1199 nolu parsellerin mer'a olmadıkları nedeniyle zilyetleri adına tesciline ilişkin kesinleşen kararların taşınmazların mer'a olup olmadığı olgusu yönünden değerlendirmede dikkate alınmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi taşınmazı ve komşularını bir arada gösterir ve olduğunda mer'a tahsis harita ve krokilerinin uygulamasını aksettirir biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hasan E. mirasçıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 6.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy