(3402 S. K. m. 14, 21)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; Mahkeme kararında nizalı taşınmazın 85.900 m2 lik bölümünün Hazine adına tesciline karar verilip gerekçe olarak da 74, 75, 251, 253, 829, 1037 ve 1131 sayılı parsellerle toplam 111 dönüm yerin davacı adına tespit edildiğinden ve 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki 100 dönümlük sınırın aşıldığından söz edilmişse de, sözü edilen 74 ve 75 parsellerin vergi kaydına istinaden tespitlerinin yapıldığı, 251 parselin ise Ali Y. adına tespit edilmiş olduğu bu nedenle belgeye istinaden veya başka kişiler adına tespitleri yapılan yerlerin 100 dönümlük sınırlamada hesaba katılmasının isabetsiz olduğu gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne kısmen de reddine ve 19.11.2001 tarihli krokide E harfi ile gösterilen 80.000 m2 lik kısmın davacı adına F ile işaretli 15.400 m2 lik kısmın ise davalı Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma ve inceleme dahi hüküm kurmaya yeterli değildir. Hükmüne uyulan bozma ilamında davacı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak tespit edilen taşınmaz miktarının araştırılması gereğine değinilmiştir. Dava dışı 253 parsel numaralı 20000 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ile 829 parsel numaralı keza 20000 metrekare yüzölçümlü taşınmazın belgesiz zilyetliğe dayalı olarak davacı adına yapılan tespitlerinin kesinleştiği getirtilen tutanakların incelenmesinden anlaşılmakla beraber 1037 ve 1131 nolu parsellerin tespitlerinin kesinleştiklerine dair tutanaklarında bir kayda ve şerhe yer verilmemiştir, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde aynı çalışma alanı içerisinde bir kimsenin kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm taşınmaz mal iktisap edilebileceği öngörülmüştür. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereğini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması doğru değildir.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş 1037 ve 1131 nolu parsellerin tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulmak, kesinleştiklerinin belirlenmesi durumunda 253, 829, 1037 ve 1131 nolu parsellerin yüzölçümleri toplamı 50 dönüme ulaşmakla, Kadastro Yasasının 21. maddesi uyarınca davacıya tercih hakkı da kullandırılmak suretiyle taşınmazın 50 dönümlük, bölümünün davacı adına tesciline, 1037 ve 1131 nolu parsellerin itirazlı ve davalı olmaları halinde ise davaların birleştirilerek görülmesi gereği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Davalı Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 14.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy